KAYIT    İLETİŞİM
 Türkçe | ₺

Aziz Nikolaos


Aziz Nikolaos

12.05.2021

AZİZ NİKOLAOS

    Nikolaos (Grekçe: Νικόλαος), Yunan Hristiyan aziz ve piskopos. Kendisine atfedilen mucizeler nedeniyle "mucize yaratan" lakabıyla da bilinen Nikolaos'un Noel Baba karakterine ilham kaynağı olduğu düşünülmektedir.

DOĞUM : 15 MART 270 PATARA

ÖLÜM : 6 ARALIK 343 MYRA (Aziz Nikolaos’un ölüm günü tüm Hıristiyanlarca 6 Aralık olarak kabul edilir. Ancak bu tarihin kesin bir kaynağa dayandığı söylenemez. Azizden bahseden en eski kaynaklar olan, VI. yüzyıla ait “Vita Sionitae” ile “Vita de Stratelatis” adlı eserler de kesin bir ölüm tarihi vermezler. Bu kaynaklarda sadece Azizin doğum yerinin, Likya’nın en büyük limanı Patara olduğu kaydedilmiştir.)

KORUYUCULUĞU : Çocuklar, fıçı yapımcıları, denizciler, balıkçılar, tüccarlar, suçsuz yere mahkûm olanlar, tövbe eden hırsızlar, bira yapımcıları, eczacılar, okçular, rehinciler, Aberdeen, Rusya, Yunanistan, Yunanistan Deniz Kuvvetleri, Liverpool, Bari, Moskova, NewYork, Amsterdam, Lorraine, Sicilya, Freiburg

YORTU: 5/6 ARALIK (LATİN KİLİSESİ) – 19 ARALIK (DOĞU ORTODOKS KİLİSESİ)

-------------------------------------------------------

Tüm dinler kutsal şahsiyetler barındırır. Kutsallık atfedilen önemli şahsiyetler her dinde, her inanışta farklı isimlerle anılagelmiştir; örneğin İslam’da ‘’veli’’ ya da ‘’evliya’’, Şintoizm’de ‘’kami’’, Hinduizm’de ‘’guru’’, Hıristiyanlıkta ise ‘’aziz’’ denmiştir.

Azizlik kavramı ve mertebesi Hıristiyanlıkta kahramanca hayat süren, dini vecibelerini yerine getirip dinine bakir bir şekilde hizmet eden, nefsini terbiye edebilmiş, her türlü fedakarlığa katlanabilen ve nihayetinde çeşitli kerametler gösterebildiğine inanılan kişilere atfedilen bir unvandır. İşte bu Aziz olarak kabul görmüş kişilerin bir kısmı bizim Anadolu topraklarımızda yaşamış olup aralarında en tanınmış ve bilindiklerinden birisi de günümüz Antalya ili Demre ilçesinde yaşamış olan Aziz Nikolaos ’tur.


Peki kısaca kimdir bu meşhur hemşerimiz?

Nikolaos; modern ve popüler kültürümüzde yani günümüzde hemen herkesin Noel Baba olarak andığı, aslen Patara’da dünyaya gelmiş olan Hıristiyan bir piskopostur. Özünde kendisini insanlara yardım etmeye ve Hristiyanlığın doğru anlaşılmasına adamış sapa sade bir hayat sürmeyi amaç edinmiş bir insan iken folklorik inançlar ve popüler kültürün etkisiyle ortaya efsanevi bir karakter çıkıvermiştir. Bu efsanevi Aziz Nikolaos karakteri zaman içerisinde popüler ve modern kültürün de zorlamasıyla Noel Baba karakterine evrilmiş olup yılbaşı kutlamaları ile birleştirilerek yarı dini bir karakter sıfatıyla günümüze kadar gelmiştir. Yılbaşlarında geyiklerin çektiği kızak ve kırmızı giysileriyle akıllara gelen bu aksakallı dede popüler kültürün resmettiği haliyle soğuk bir iklimde değil tam tersine Akdeniz Bölgesinin kavurucu sıcağı ve upuzun kumsallarıyla meşhur, deniz kıyısında bulunan Patara’sında dünyaya gözlerini açmıştır. Yani işin özeti Noel baba karlar içinde soğuk bir yerde değil; deniz kenarında, sıcacık Antalya’da doğup, büyümüş aslen bir Yörük tür!

Küçük Nikolaos nasıl bir çocuktu?

Nikolaos’un ailesi hakkındaki bilgilerimiz son derece sınırlı olmakla birlikte kimi kaynaklarca babasının ismi Epiphanius ve annesinin ismi de Feofan olarak verilmektedir. Babasının hububat ticareti ile uğraşan bir tüccar olduğu ve dolayısıyla maddi olarak varlıklı bir aileden geldiği bilinmektedir. Ailesi, tüm fertleriyle dini inançlarına sıkı sıkıya bağlı bir ailedir ve bu ortam kendisinin de dindar bir birey olarak büyüyüp gelişmesine zemin hazırlamıştır. Daha Nikolaos doğmamış iken, çok istemelerine rağmen uzun süredir çocuk sahibi olamayan anne-babası Tanrıdan kendilerine bir evlat vermesi için dua ve adaklarda bulunmuşlar, duaları Tanrı katında kabul görüp nihayet bir erkek evlat sahibi olmuşlar ve vaftiz edildikten sonra çocuklarına Nikolaos adını vermişler.

Rivayetlere göre, doğmadan önce daha anne karnında iken Tanrı tarafından kutsanmış ve annesi, Nikolaos’u doğururken hiç acı çekmemiş. Yine çocukluğu ile alakalı dönem için Nikolaos hakkında anlatılanlar; vaftiz töreni esnasında kendi başına vaftiz suyunun başına gitmiş olması, Tanrıya saygısından ötürü saatlerce ayakta beklemiş olması, çocukluğundan itibaren oruç tutmaya başlamış olması, anne sütünü yalnızca Çarşamba ve Cuma günleri içmiş olması, inşaat halinde bir kilisenin duvarının altında kalmasına rağmen burnunun bile kanamadan kurtulmuş olması gibi birçok mitolojik öge, ileride oluşacak olan Aziz Nikolaos efsanevi karakterine zemin hazırlamıştır. Hıristiyan kaynakları, Aziz Nikolaos’un çocukluk ve gençlik yıllarında geldiği anlatılan bu tür olağandışı ve olağanüstü özelliklerinden dolayı kendisine θαυματουργός- thavmatourgós ‘’mucize gösteren, mucize yaratan’’ sıfatını yakıştırmışlardır. (Budak, 2012: 80; Işık, 1997: 460).

Mucize gösterilmesi azizlik makamının en temel işaretidir. Hıristiyanlığa göre azizliğe giden yolda mübarek olan kişi eğer şehit değilse kendisi tarafından ya da şefaatiyle bir mucizenin gerçekleşmesi gerekir. Gerçekleşen mucize heyet tarafından kabul edildiğinde kişiye, azizliğin bir alt kademesi olan ermişlik yolu açılmış olur (Polat, 2009:108-120). Aziz Nikolas, 11. yüzyıldan itibaren aziz olarak kabul edilmiştir. Özellikle Ortodoks Hıristiyanlar tarafından saygı gösterilmektedir. Mucizelerine tanık olanlar nesilden nesile aktararak Aziz Nikolaos figürünün günümüze kadar gelmesini sağlamıştır. Ayrıca Aziz Nikolaos’un azizliği; inancından dolayı hapse atılması, kahramanca paganizmle mücadele etmesi gibi özellikler taşıması nedeniyle azizliğin, itirafçılar ve çileciler kısmında olduğunu gösterir. Her azizin şifa verme, doğa mucizesi, ileri görüşlülük gibi kendine has mucizeleri bulunur. Demreli Aziz Nikolas hakkında da aşağıdaki satırlarda da anlatacağımız çok sayıda mucize rivayet edilmektedir.

Nasıl Myra’ya başpiskopos oldu?

Aziz Nikolaos’un gençlik yıllarında Tanrı’ya yakın olma ve Tanrı hizmetinde bulunma isteğinin yoğunlaştığı belirtilmektedir. Patara’da çıkan bir salgında annesi ve babasını kaybetmiş ve bundan sonra Myra’ya taşınmış ve amcasının yanına yerleşmiştir. Ailesinden kalan mirası yardım faaliyetleri ve kilise hizmetlerinde kullanmıştır. Münzevi bir hayat sürmüştür. Başarılı bir öğrencilik geçirmiş, kilise hizmetlerinde ön saflarda yer almıştır. Ayrıca amcasının piskopos olması dini bilgileri öğrenmesinde ve tatbik etmesinde yararlı olmuştur. Amcası, rahip olması için onu yetiştirmiş ve Nikolas, 19 yaşındayken rahipliğe atanmıştır. Piskopos amcasının uzun bir yolculuğa çıkacağı zaman manastırı Nikolaos’a bırakması, Nikolaos’un ne denli iyi yetiştiğinin kanıtı olarak gösterilmiştir. Amcası yolculuktan döndüğünde genç Nikolaos’a ileride büyük bir şahsiyet olacağını, insanlara rehberlik edeceğini ve piskopos rütbesine ulaşacağını müjdelemiştir. (Ebon, 1975:10).

Myra’daki manastırın başpiskoposu vefat edince yerine kimin geçeceği tartışmaları başlamıştır. Ortaya atılan bir fikir üzerine manastır içerisine giren ilk kişinin piskopos olarak tayin edilmesine karar verilmiştir. Bu kararın ardından uzunca bir süre içeriye kimse girmemiştir. Uzunca bir bekleyişten sonra içeriye genç Nikolaos adım atmıştır ve böylelikle Myra’daki manastırın başpiskoposu olmuştur. Yaşanan bu olay da Aziz Nikolaos’a atfedilen bir mucize olarak anlatıladurur. (Budak, 2012: 80; Işık, 1997: 460).

ARİUS’A ATTIĞI TOKAT!

Roma İmparatoru Diocletian dönemi (IV.YY.) Hristiyanların zulüm gördüğü zamanlardır. Nikolaos mahkemelerde onları savunur, işkenceye alınanları veya ölümle cezalandırılanları cesaretlendirir. Hıristiyanları koruyup kollaması cezasız kalmaz, İmparatorun emriyle Konstantinopolis’e götürülür, hapse atılır. İstanbul’daki Yedi Kule Zindanlarında işkencelere tabi tutulur, bu durum doğal olarak Myra halkının büyük tepkisini çeker.

Ölüme mahkûm edilip idamını beklerken Bizans İmparatorluk tahtına yeni imparator Konstantin geçince, serbest bırakılır. Konstantin 313 yılında yayınladığı Milano Fermanıyla Hıristiyanlara yapılan baskılara son verir.

325 yılında İmparator Konstantin tarafından Hristiyanlığın doktrinlerinin belirlendiği ve elimizdeki 4 İncil nüshasının hazırlandığı İznik Konsülüne davet edilir.

İmparator Konstantin’in dindeki farklılıkları ortadan kaldırmak, resmi bir devlet dini ortaya koymak amacıyla toplanmasına öncülük ettiği 325 yılındaki İznik Konsil’ine Aziz Nikolaos’un da katıldığı ve toplantılar esnasında

Hristiyanlıkta heretik akımlardan biri olarak kabul edilen Arius (280-336 Mısır İskenderiye) ve takipçilerine (Arianizm: teslis inancına karşı çıkmalarına rağmen İsa'yı baba tanrı ile eşit tanrısal erke sahip görmeyen Hristiyanlık mezhebidir; ana görüşe düz mantık ile bakarsak "bir baba oğluna nasıl eşit olabilir?" Arius bu savını Tanrı’nın dünyayı yaratırken İsa’nın olmadığını belirterek İsa’nın da Tanrı tarafından yaratıldığı için Baba Tanrı’dan daha alt bir seviyede bulunması gerektiği şeklinde açıklamıştır) karşı sert eleştirilerde bulunduğu hatta bizzat Arius’u tokatladığı rivayet edilmektedir.

(Demirci, 2016: 560). Hatta teslisi Arius’a ispat etmek için eline aldığı tuğlayı sırasıyla toprağa-ateşe-suya dönüştürdüğü rivayet edilir (Christianity Today, 2005:3).

Diğer bir rivayete göre ise, Arius’a attığı tokattan dolayı ceza alır. Başpiskoposluk nişanı olan atkısı elinden alınıp hapse atılır. O gece Hz. İsa ve Hz. Meryem Aziz Nikolaos’a görünür. Aziz Nikolaos’a “Niçin buradasın?” diye sorarlar. Aziz Nikolas da “sizin sevginizden dolayı” diye cevap verir. Hz. İsa, Aziz Nikolaos’a atkısını teslim edip, eline İncil verir. Sabah yanına gelenler Aziz Nikolas’ın elleri çözülmüş İncil okuduğunu görünce imparatora haber verirler. Olayın iç yüzünü öğrenen İmparator Aziz Nikolaos’u serbest bırakır. İznik Konsili katılımcılarına bakıldığında Aziz Nikolas’ın ismi listede geçmemektedir.

Adının katılımcılar listesinde geçmemesinin nedeni olarak Arius’a attığı tokat sebebiyle hapse atılması gösterilir. (Budak, 2012:80)

Aziz Nikolaos’u yüceltmek için 13. yüzyılda isminin İznik Konsili katılımcıları listesine eklendiği de söylenmektedir. Fikirlerinden dolayı Arius’a verdiği tepki göz önüne alınırsa, Aziz Nikolas’ın teslise sıkı sıkıya bağlı olduğu sonucuna ulaşılmaktadır. (Demirci, 2016: 560-563).

DENİZCİLERİN KORUYUCUSU:

DERLER Kİ… Bir keresinde papazlığı sırasında Myra kenti, bir yıl büyük bir kıtlık içinde kalmış. Kıtlık, limana uğrayan gemilerden borç alarak alınan buğdaylarla atlatılmış. Ancak Myra’dan ambarları boş olarak ayrılan gemilerde buğdayın hiç eksilmediği, hep yerinde durduğu görülmüş. Denizciler, bu olayı Bizans’tan geri dönüşlerinde Myra halkına büyük bir şaşkınlıkla anlatınca, Myralı’lar, Aziz Nikolaos'a daha başka ve özel bir saygı beslemeye başlamışlar.

Yine DERLER Kİ, Aziz Nikolaos, hac ziyareti için Hıristiyanlar açısından kutsal toprak kabul edilen topraklara yolculuk yapmak amacıyla Andriake limanından gemiye biner. Gemi limandan ayrılır ve Akdeniz’de ilerlemeye başlar. Rivayete göre şeytan gemiye şiddetli bir fırtına musallat eder. Gemi fırtınayla boğuşurken şeytan geminin iplerini ve yelken direklerini kesmeye çalışır. Denizciler ve gemide Aziz Nikolaos ile birlikte bulunan diğer yolcular Aziz Nikolas’tan kendilerine yardım etmesini isterler. Aziz Nikolaos’un duasıyla şeytan başarısız olur. Fırtına kesilir ve gemi tekrar toparlanır. Fırtınadan sonra hasarın tespiti için Ammonius adında genç bir denizci, gemi direğine çıkıp yelkenleri kontrol ettiği esnada şeytan genci denize fırlatır. Geminin üzerine düşen genç ölür. Aziz Nikolaos bu genç denizciyi tekrar diriltir (Doğan, Çorağan, Bulgurlu, Alas, Fındık, Aydın, 2014: 19). Bu belki de Aziz’in, denizcilerin patronu olmasına bağlanan mucizelerden biridir ve böylece denizciler Aziz Nikolaos’u "denizcilerin azizi" olarak kabul etmişlerdir ve bundan sonra Akdeniz’de seyreden gemicilerin sefere çıkmadan önce birbirlerine iyi dilek olarak “Dümenini Aziz Nicholaos tutsun” demeleri gelenek olmuştur. Denizciler bugün bile yolculuk esnasında yanlarında Aziz Nikolas’a ait bir ikon ve lamba taşırlar. Yunanistan’ın deniz kıyısı kesimlerinde bulunan kiliselere Aziz Nikolas’ın adı verilmiştir. Aziz Nikolas’a denizcilerin verdiği önemin bir diğer göstergesi de 15. yüzyılda keşfedilen Amerika Kıtası’nın bazı kıyılarına da “Saint Nicholas” adının verilmesidir (Jones: 1978:25).

Ayrıca unutmamak da gerekir ki Aziz’in sağlığında din adamı olarak çalıştığı Likya sahilleri, Akdeniz’in en önemli denizcilik merkezi, burada yaşayanlar da Akdeniz’in ünlü denizcileriydi. Bu nedenle, Aziz’in denizle ilgili birçok mucizesine din kitaplarında da rastlanır.

RİVAYETE GÖRE, DERLER Kİ…

Myra’da üç kızı olan fakir baba varmış. O devirde hiçbir kız drohomasız (çeyizsiz) evlenemezmiş. Yoksul baba, o kadar çaresizmiş ki kızlarını nasıl evlendireceğini düşünür, düşünür, bu derdine bir türlü çare bulamazmış.

Soğuk bir Noel gecesi, üç kız kardeş odalarında oturmuş, nasıl evlenebilecekleri konusunda konuşuyorlarmış. Kızlardan en büyüğünün aklına, kendini esir pazarında satarak, elde edilen para ile diğer kız kardeşlerine çeyiz düzme fikri gelmiş. Bu düşüncesini kız kardeşlerine açmış.

Diğer kız kardeşler buna karşı çıkmışlar. Her biri, kendinin esir pazarında satılarak, diğer kardeşlerine bu para ile çeyiz yapılmasından yanaymış. Kardeşler arasında tartışma uzayıp duruyor, hiçbiri diğerinin önerdiği fikre yanaşmıyormuş. Açık pencereden fakir üç kız kardeşin tartışmalarını duyan Aziz Nikolaos, bu yoksul aileye yardım etmeye karar vermiş. Bir koşuda kilisenin kasasından alıp getirdiği bir kese altını, kızların oturduğu odanın açık olan penceresinden içeriye atmış. O gün Hz. İsa’nın doğduğu gece olan 25 aralıkmış ve bir mucize olmuş sanmışlar. Artık kızlardan birinin evlenebileceği kadar çeyiz parası varmış.

Kızlardan en büyüğü bu parayla hemen evlenmiş. İkinci kız kardeş için de Aziz, bir yıl sonra aynı gün bir kese altını pencereden atarak onun da evlenmesini sağlamış.

Üçüncü yıl, Myra’da aralık ayı çok soğuk geçiyormuş. Kızların oturduğu evin pencereleri sıkı sıkıya kapalıymış. Aziz Nikolaos, üçüncü kıza vereceği para için başka bir yol düşünmüş. Üç kız kardeşin oturduğu evin çatısına tırmanarak bir kese altını bacadan aşağıya atmış. Evin en küçük kızı, çoraplarını yıkamış ve kuruması için ocağın üzerindeki bir ipe asmış. Bir kese altın, çorabın içine düşmez mi? üçüncü kız da böylece çeyiz parasına kavuşmuş, hemen evlilik hazırlıklarına başlamış.

Myra’nın fakir aileleri, her yıl Hz. İsa’nın ölüm yıldönümü olan 25 aralıkta, kapılarının önünde, altın kaplı elma, çocuk oyuncakları ve çerez vs. hediyeler bulurlarmış. Myra kenti halkı, bu nedenle her yıl, Noel günü büyük bir heyecan içinde kalıyorlarmış. Noel geceleri fakirlere, kimsesiz çocuklara yardım eden bu kişi kimdi acaba? Myra halkının bu yardımseverin kim olduğu konusunda bilgisi yokmuş. Aziz Nikolaos, Myra halkına yaptığı bu yardımlarını yıllarca büyük bir gizlilik içinde yürütmeyi başarmış; çünkü Aziz Nikolaos, yardım ettiği kimselerden hiçbirinin kendisine şükran borçlu olmasını istemezmiş. Böylece bu sır çözülmeden yıllar, yılları kovalamış.

Myra’da bu gizemli hediyeler, uzun süre halk tarafından konuşulmuş. En sonunda halk, hayalinde; ak sakalı, kırmızı ceketi, kırmızı çizmesi ve beyaz kukuletası ile sevimli bir ihtiyar görünüşünde, iki geyik tarafından çekilen bir kızağa oturmuş, Beydağlarından, her yıl Hz. İsa’nın doğum günü olan 25 Aralık’ta Myra’ya inerek fakirlere yardım eden bir "Noel baba" yaratmış.

Ta ki bir 25 aralık gecesi, Myra’daki gece bekçisi, acayip bir giysi içinde ve geceleyin elinde kocaman bir torba ile ürkek adımlarla karanlıkta dolaşan bir adamı yakalayıncaya kadar. 25 aralık gecesi Aziz Nikolaos, başında tanınmasını önleyecek bir başlık ve elinde bir çuval ile geceleyin Myra sokaklarında ürkek adımlarla oradan oraya koşarken, Myra’nın gece bekçisi tarafından fark edilmiş. Gece bekçisi bu şüpheli adamı yakalamış ve başındaki başlığı çıkarınca, bu kişinin Aziz Nikolaos olduğunu görmüş. Elindeki torbada da Myra’nın yoksul insanlarına hediye etmek üzere, altın elmalar, çocuk oyuncakları, giysiler ve çerezler bulunduğunu tespit etmiş. Kendisine ne yaptığı sorulunca; o "bu gecenin Hz. İsa’nın doğum günü olduğunu ve doğum gününe Myra halkını davet ettiğini" söylemiş. Tabi o sırada rahip Nikolaos, belki de sonsuza değin sürecek bir geleneği başlattığını bilmiyormuş. Artık Myra halkının büyük merakı son bulmuş. Demek ki bütün bu yoksul insanlara yardım eden Aziz Nikolaos ’tan başkası değilmiş.

DERLER Kİ…3 KIZKARDEŞ HİKAYESİNİN bir başka versiyonuna göre; Üç Kız Kardeş Hikâyesi Aziz Nikolas’ın üç kız kardeş ve eski asilzade olan fakir babalarına yaptığı yardımın hikâyesi, Noel baba efsanesinin doğuşunun temelini oluşturmuştur. Aziz Nikolaos, ailesini kaybettikten sonra kendisine yüklü miktarda miras kalmıştır. Bu mirası kendisine harcamak yerine, Tanrı’nın rızasını kazanabilmek adına fakirlere, düşkünlere, yolda kalmışlara yardım etmeyi tercih etmiştir. Myra’da önceki yıllarda varlıklı ama daha sonra fakirleşen eski bir asilzade ve üç kızı yaşamaktaymış. Bu üç kız da evlilik çağına gelmiş fakat çeyizlerini hazırlayacak imkânları yokmuş. Adamın durumu günden güne kötüye gitmekteymiş ve sonunda yiyecek ekmek bulamaz hale gelmişler. Bunun üzerine fakir adam en büyük kızını köleliğe ya da fuhuş yaptırmaya karar vermiş (Ebon, 1975:11). Aziz Nikolas genç kızların bu çaresizliklerini öğrendiğinde çok üzülür ve onlara yardım etmeye karar verir. Yapacağı yardımı kimsenin görmesini ve yardıma ihtiyacı olan eski bir asilzadeyi de incitmek istemediği için gizlice yardım etmek niyetindedir. Bir aralık gecesinde, kesenin içine ailenin ihtiyaçlarını karşılayacakları kadar parayı koyup pencereden evin içine atar ve kimseye görünmeden oradan uzaklaşır. Ailenin durumu bir müddet iyileşir. Daha sonra adamın durumu tekrar kötüleşince Aziz Nikolas gizlice yine yardım eder. Bu arada adam iki kızını da evlendirir. Emre AKÇA Saliha ESEN 125 ASEAD CİLT 7 SAYI 12 Yıl 2020, S 114-128

Kısa bir süre sonra adam yine sorunlar yaşamaya başlayınca Aziz Nikolas, tekrar altın dolu bir keseyi penceren içeri atar. Fakir adam hızlıca evden dışarı çıkar ve Aziz Nikolas ile karşılaşır ve ona minnettarlığını bildirir. Aziz Nikolas, adama hitaben, “Lütfen kimseye söyleme, eğer duyulursa Tanrı huzurunda seni sorumlu tutarım.” diyerek olayın gizli kalmasını ister (Miller, 1955:15; Ebon, 1975:11). Avrupa’da dükkânlara, Noel ağaçlarına ve Aziz Nikolaos’un ikonasına üç top asılmasının sebebi üç kız kardeş hikâyesine dayandırılmaktadır (Budak, 2012: 82)

AZİZ NİKOLAOS’TAN NOEL BABA’YA

İskandinav ülkelerinde iyiliksever, yardımsever, çocukları seven ve mutlu eden, yılbaşı gecelerinde çocuklara hediye verdiğine inanılan yaşlı, sevimli, tombul, kırmızı kalpaklı, aksakallı, kırmızı cübbeli efsanevi kişiliği olan Noel Baba karakteri Hıristiyan olan Aziz Nikolaos ile özdeşleştirilmektedir.

Noel Baba, Hollanda’da “Saint Klaas”, ABD’de “Santa Claus”, Almanya’da “Weihnachtmann” isimleriyle anılır.

Yunanistan, İtalya, Rusya, ABD gibi ülkelerin koruyucu azizi olarak kabul edilmektedir. (Delaney, 1980:426)

Aziz Nikolas’ın bir kült haline gelmesi 9. yüzyılda gerçekleşmiştir. Özellikle 9. yüzyılın ikinci yarısında Aziz Nikolas hakkında şiirler, ilahiler yazılmış, mucizeleri hayatını konu alan eserlere eklenmeye başlamıştır. 9. yüzyıldan itibaren başta İtalya olmak üzere, Almanya ve diğer Avrupa ülkelerinde Noel Baba’nın şöhreti yayılmaya başlamıştır. Noel Baba hakkında oluşturulan genel karakter, sırtında bir heybe ile gezen ya da Rödolf adı verilen ren geyikleriyle gökyüzünde dolaşan ve çocukların hediyelerini bacadan atan bir kişi olarak şekillendirilmiştir. Noel Baba’nın bu şekilde karakterize edilip Aziz Nikolaos ile ilişkilendirilmesinin nedeni olarak, yukarıda da anlattığımız üzere Aziz Nikolaos’un ihtiyaç sahibi üç genç kıza pencereden kese içinde altın atması olayı gösterilmektedir (Esgin, 2012:90). Bizans İmparatoru II. Otto’nun eşi prenses Theophano’nun Aziz Nikolaos’un şöhretini Almanya’ya taşıması Onun Batı’daki ününü artıran diğer önemli bir etken olmuştur (Gibson, 1967:454). 1087 yılında Aziz Nikolas’ın kalıntılarının İtalya’ya nakledilmesiyle birlikte şöhreti daha da artmaya başlamıştır. İtalya/Bari’den başlayarak Normandiya, Fransa, İngiltere, Belçika gibi Avrupa’nın büyük ülkelerinden Aziz Nikolaos kültü yayılmaya başlamıştır. Avrupa’nın çeşitli şehirlerinde adına kiliseler inşa edilmiştir. 14. yüzyılda Aziz Nikolaos’a saygı amacıyla öldüğü gün olan 6 Aralık günü okullarda tatil ilân edilmiştir (Bruce, 1995:19). Aziz Nikolaos adına 6-28 Aralık tarihleri arasında anma etkinlikleri yapılıyor olması ve bu tarihlerin yılbaşı tarihiyle birbirine yakın olması Noel ve Noel Baba kavramlarının oluşmasında rol oynayan önemli etkenlerden birisi olarak gösterilmiştir (Miller, 1955: 46). Hıristiyanlığın yayılmaya başlamasıyla birlikte diğer kültür ve geleneklerden birçok kişi bu dinin müntesibi olmuştur. Yunan ve Anadolu topraklarında Hıristiyanlığın yayılması sonucu eski pagan inanışları ve gelenekleri Hıristiyanlıkla uyumlu hale getirilmiş olup, bu durumun yansımaları Aziz Nikolaos figüründe de karşımıza çıkmıştır. Hollanda, Belçika ve İsviçre’de Aziz Nikolaos adına 6 Aralık gününde “Sinterklaas” etkinlikleri yapılmaktadır. “Sinterklaas” gününde Aziz Nikolas’ın çocuklara gizlice hediye verildiğine inanılır. “Sinterklaas” daha sonra Santa Claus adıyla anılmaya başlamıştır. Hollandalı göçmenler Amerika’ya ulaştığında (New Amsterdam) bu isim zamanla Santa Claus’a dönüşür.

Diğer bir deyişle efsane, New York’u ilk kuran Hollandalı göçmenler vasıtasıyla yeni dünyaya yayılır.

 “Sinterklaas” Germen dinlerinde baş tanrı olan Odin’in Hristiyanlıkla etkileşimiyle ortaya çıkmış ve Noel Baba kimliğiyle birleşmiştir. (Pilevneli, 2013: 40) Mitolojiye göre Odin, atıyla avlanmaya gittiğinde çocuklar Odin’in çizmelerinin içine atının yemesi için ot ve havuç bırakırlardı. Odin de teşekkür için çocuklara şekerlemeler verirdi. Bu uygulama zamanla çorapları asarak Noel Baba’nın bırakacağı hediyeyi bekleme anlayışına dönüşmüştür. Aziz Nikolaos figürünün 9. yüzyıl öncesinde Artemis ve Poseidonla eşleştirildiği de belirtilmiştir. Artemis denizlerde hüküm sürmüş, Aziz Nikolaos da Artemis gibi denizlerde hüküm sahibi olmuştur. Yunan mitolojisinde Poseidon çocukların ve denizcilerin koruyucusu olarak kabul edilmiş, Aziz Nikolaos da göstermiş olduğu mucizelerle çocukların ve denizcilerin koruyucusu konumuna gelmiştir. Yunan mitolojisindeki karakterlerin yerlerinin Hıristiyanlıktaki bir karakterle doldurulması ve 9. yüzyıl sonrasında Noel Baba’ya dönüşmesi bu etkileşimin örneklerinden bir diğeri olarak gösterilmiştir.

Son yüzyıllarda modernizm ve tüketim toplumu, Noel Baba figürünün değişmesine neden olmuştur. Noel Baba efsanesi zamanla tüketim toplumunun araçlarından biri haline gelmiştir. Özellikle İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra değişen toplum dinamikleri Noel ve Noel Baba kavramlarını “toplum pazarlama” araçlarına dönüştürmüştür. Noel Baba, alışveriş merkezlerinde ürün reklamlarının yeni yüzü olmuş ve giderek ticari bir sembole dönüşmüştür. Emre AKÇA Saliha ESEN 120 ASEAD CİLT 7 SAYI 12 Yıl 2020, S 114-128 Günümüzdeki Noel Baba figürünün son hali Coca-Cola reklamındaki çizimlerle son halini almıştır. 1931 yılında Haddon Sundblum adlı çizimci, Noel Baba’yı kırmızı kalpaklı, beyaz kürklü, şişman, beyaz sakallı, siyah kemer ve siyah çizme giyen bir karakter olarak resmetmiştir. Ticari amaçlarla çizilen Noel Baba’nın figürü günümüzde de Noel Baba denilince akla gelen ilk resim olmuştur (Budak, 2012: 82-83).

Son sözler…

Aziz Nikolaos’un hayatının, Hıristiyanlığa karışan pagan fikirlere karşı savaşmakla geçtiği, Hıristiyanlığın saf bir dini düşüncesinin oluşması için çaba harcadığı anlaşılmaktadır. Hıristiyanlığı yeni benimsemiş insanların eski pagan inanışlarına karşı mücadelesinde deniz ve tahılların tanrıçası Artemis’in tapınağını yıktırmıştır. (Curtis, 1995:17). Tanrı’nın rızasında sade ve gösterişsiz bir hayat süren Aziz Nikolas, 6 Aralık 342 yılında Demre’de vefat etmiş ve burada defnedilmiştir.

1087 yılına gelindiğinde İtalyan Barili tüccarlar tarafından Aziz Nikolas’a ait kalıntılar deniz yoluyla İtalya’ya kaçırılmıştır. Bari’de adına yapılan kilise önemli bir hac merkezi olmuştur. Ancak günümüzde Antalya Müzesi’nde de Aziz Nikolas’a ait olabileceği düşünülen kalıntılar bir kutu içinde sergilenmektedir (Yazıcı, 2019: 8).

Katolik ve Ortodoks mezhebine mensup ülkelerin genelinde 6 Aralık’ta, Aziz Nikolaos’u anma günleri, ayinler yapılmakta ve kiliselerde adına ilahiler söylenmektedir.

Ülkemizde ise 1955 yılında Aziz Nikolas’ın Noel Baba kimliğiyle şöhretinin artmasının ardından PTT Aziz Nikolaos’un resminin bulunduğu pul bastırtmıştır (Cilalı, 2005: 114).

1981 yılından itibaren 6-13 Aralık tarihleri arasında Antalya/Demre’de Noel Baba şenlikleri haftası yapılmaktadır. Özellikle 6 Aralık tarihinde Demre Aziz Nikolas Kilisesi’nde anma etkinlikleri düzenlenmektedir (Cilalı, 1984:7).



İLETİŞİM

satis@villaotelim.com
0 549 358 56 57
Atatürk Mah. Ataşehir Bulvarı
    Gardenya 7/1 Daire: 1 İstanbul
Sitemizde anılan tüm fiyatlar, geçerli kartlar ile tek ödemede, en ucuz başlangıç fiyatlardır ve yeterli kontenjan olması durumunda geçerlidir.