KAYIT    İLETİŞİM
 Türkçe | ₺

Likya Birliği


Likya Birliği

27.04.2021

Likya Birliği

‘’M.Ö. 167 yılında, Roma Senatosu’nun bölgeyi "CİVİTAS LİBERA" (özgür şehir) ilan etmesinden sonra kurulan ve başkent Patara'daki Likya Meclis Binasından, antik dönemde eşine rastlanmayan bir demokrasi ile yönetilen ve günümüz demokratik sistemlerine esin kaynağı olmuş federal birlik’’.


Roma’nın Küçük Asya toprakları üzerindeki iktidar girişimlerinde Likya, Roma’nın yanında saf tutmuş olup özellikle Rodoslulara karşı isyanlar gerçekleştirmiş ve nihayetinde Roma tarafından kendisine verilen Civitas Libera statüsünü kazanmıştır. Bu statü, Roma çıkarlarıyla çelişmemek kaydıyla iç ve dış işlerinde bağımsızlık anlamını taşımaktadır. Likya Ligi veya Birliği olarak adlandıracağımız bu oluşum, belirgin bir biçimde siyasal ve toplumsal bir birlik olarak ortaya çıkmıştır. Likya kentleri daha önceki denemelere kıyasla çok daha güçlü bir şekilde bir araya gelmiştir. Bu bağlamda özellikle Greklerin anavatanındaki benzer nitelikli kent birlikleri esas alınabilmiştir. Likya Birliğini İyon, Yunan, Akha, Thesselia ve Makedonya birliklerinden ayıran ana özellik Likya Birliğinin, “ulusal” olmasıdır. MÖ 8. yüzyıl dolaylarında Anadolu’da İyon Birliği vardır. Yunanistan’da çok sayıda yerel birlikler kurulmuş, Akha, Thesselia ve Makedonia birlikleri, farklı boylardan halkların bir araya gelmesiyle oluşmuştur. Likya Birliği’ni bunlardan ayıran temel fark, ulus birliği olmasıdır. Birliği oluşturan kentlerin Likyalı olarak ortak bir tarihi geçmişi ve ortak bir kültürü vardır. Birlik yapısı, antik çağ birlikleri arasında “en demokratik” sıfatıyla anılmıştır.

Yönetim şekli, başta Amerika olmak üzere pek çok çağdaş yönetim biçimlerine örnek olabilecek mükemmelliktedir. Birliğe üye şehirler, büyüklük ve önemlerine göre farklı sayılarda oy hakkına sahiptir. Mesela, Tlos, Xanthos, Patara'nın 3'er oy hakkı varken en küçük şehirler diğer birkaç şehirle bir araya gelerek politik birlikler kurar ve 1 oy hakkına sahip olurdu. Böylece, bu sistemde küçük büyük herkes mecliste temsil edilebilme hakkına erişirdi. Sistem o kadar iyi uygulanmıştır ki, Aydınlanma Çağı’nın en ünlü düşünürlerinden Montesquieu (1698-1755), “Eğer mükemmel bir Konfederatif Cumhuriyet örneği vermem gerekirse, Likya’yı gösteririm” demiştir.

Federasyon düşüncesinin kökeni çok eskilere uzanmaktadır. Bunu, ortak olarak basılan sikkeler ve Likyalıların Truva Savaşı'nda ortak bir komutanlığa bağlı bir ordu göndermiş olmaları gerçeği kanıtlar niteliktedir.

Likyalıları birlik olmaya iten ana motivasyon kaynağı deniz korsanlarına karşı yürütülen mücadele idi. M.Ö. ikinci yüzyılın ortalarında korsanlar korsanlık faaliyetlerini daha yoğun ve fütursuz bir biçimde uygulamaya başlamışlardı. Korsanlık, Güneybatı Küçük Asya kıyılarında daima var olagelmişti. Ancak Rodos, Roma tarafından zayıflatılınca bir boşluk oluştu ve bu boşlukta korsanları engelleyecek bir engel kalmamıştı. Korsanlara karşı düzenlenen seferde Likyalılar birlik olarak bu sefere Roma saflarında katıldı ve akabinde Birliğin tohumlarını atan Civitas Libera statüsü pekiştirilmiş oldu.

Bu birliğin ne şekilde organize olmuş olduğu hakkında önemli bilgiler, tarafımıza, özellikle Coğrafyacı Strabon'dan iletilmiştir. Kendisi Augustus döneminde bu konudan söz etmiş olup, anlattıklarını M.Ö. 100 yılına ait bir kaynağa dayandırmaktadır.

Buna göre Birlik 23 kentten oluşmaktaydı. Delegeler Federal Meclise kentlerin büyüklükleriyle doğru orantılı şekilde gönderiliyordu; en büyük kentlerin 3 (üç) ve orta büyüklüktekilerin 2 (iki) oy hakkı bulunurdu. Küçük beldeler ise birer delege tarafından federal mecliste temsil ediliyordu. Federasyona yönelik maddi katkılar da aynı orantı doğrultusunda belirleniyordu. Görüşülmesi gereken işlerin halledilmesi için, hemen bir genel kurul toplanmıyor, bunun için bir komisyon kuruluyordu.

Likya Kentleri Birliği, devlet başkanı olarak bir “Lykiarkh” seçerdi. Atina’da, seçilen başkanlar ömür boyu seçildiği halde Likya’da başkanlar bir yıllığına ve her seferinde bir başka kentten seçilmekteydi. Dolayısıyla, doğrudan demokratik temsil sistemine giden yol, en iyi Helenistik Çağ Likya’sında izlenmekteydi, denir.

Ve de antik çağ birliklerinin hiçbirinde kadın üye bulunmazken, Likya Birliği’nde kadınlar olasılıkla meclis başkanı seçilebilmekteydi ve her yıl için bir Lykiarkh seçilirdi.

Lykiarkh Birliğin ve Meclisin Başkanı konumundaydı. Görevi, toplantıları yönetmek ve alınan kararların uygulanmasını sağlamaktı; aynı zamanda Arkhiereus sıfatıyla anılan baş rahipti. Meclis ayrıca atlı birlikler için bir birlik komutanı, deniz filosu için bir amiral, birlik sekreteri ve birlik hazinesinin denetiminden sorumlu bir haznedar seçer; kentlerin önemiyle orantılı olarak ortak mahkemeler kurar, hâkimler atardı. Mahkeme, kentlerin kendi arasındaki ya da kentlerle birlik arasındaki davalarda karar verirdi. Meclis, savaş ve barış, birlik anlaşmaları konusunda karar almada yetkili pozisyonda idi. Birlik, yurttaşlarına da kişisel yararlar sağlardı: Her Likyalı bir başka Birlik kentinde mülk edinebilir, ticaret yapabilir ve başka kentten evlenebilirdi.

Birliğe üye kentlerin ayrıca yerel meclisleri de vardı. Ancak bunlar salt ait oldukları şehrin yönetiminden sorumluydu. Ancak Patara dışında görkemli bir meclis binası henüz bulunmamıştır; yerel belediye meclisi işlevli olabilecek boyutta yapılar ise şimdilik Pinara, Rhodiapolis ve Arykanda’ da bulunmuştur.

Patara Meclis Binası ( Bouleuterion )


Buradan hareketle, askeri bir üst komutanlığının var olduğu ve iç çatışmaların dahili yargıyla düzenlendiği anlaşılmaktadır. Bağımsızlık döneminde federasyon bünyesinde olup biten çoğu şeyi bilmiyoruz. Bildiğimiz sikke basımının bir bütün olarak düzenlenmiş olduğu, buna karşın münferit kentlerin kendileri tarafından gerçekleştirildiğidir. Birlik kentleri, üzerinde Apollon ve Artemis’in betimlendiği ortak sikke basardı.

Strabon'dan öğrendiğimize göre, birinci sınıfa üçer oy hakkı bulunan altı kent dahil idi. Likya Kentleri Birliği'ne üye olan şehirlerin sayısı hiçbir zaman sabit değildi. Örneğin Plinius, bu birliğe dahil olan 70 kentten bahsetmektedir.

Likyalılar, Romalıların Pontus Kralı VI. Mitridates'e karşı yürüttüğü savaşa da doğal olarak Roma’nın yanında katıldılar. Bu savaşın başlangıcını, M.Ö. 88 yılında Efes'teki Roma vatandaşlarına yönelik olarak gerçekleştirilen katliam teşkil etmişti. Savaşın sonundaysa, Mitridates M.Ö. 84 yılında Roma Konsülü ve diktatörü Sulla'ya mağlup oldu. Likyalılar bu savaştan da birtakım avantajlar sağladılar. Sulla Likya Birliği'nin çeşitli özgürlüklerini onayladı ve Likya Birliği üyelerini ‘’Roma halkının dostları’’ olarak ilan etti.


Likyalılar, Roma İç Savaşı sırasında fena hırpalandılar. Sezar'ın taraftarları olarak Brütüs'ün, yani Sezar'ın katilinin öfkesini üstlerine çektiler. Brütüs, ordusunu donatabilmek için onlardan haraç istedi. Federal başkent Xanthos, Brütüs'ün taleplerine karşı çıkınca kuşatıldı, fethedildi ve yerle bir edildi. Birliğin diğer kentleri bunun üzerine teslim oldular ve yüksek ödemeler yapmak zorunda kaldılar. Ancak Antonius, Sezar'ın katillerini mağlup edip, Augustus kendisine minnetinin ifadesi olarak imparatorluğun doğu kısmını verdiğinde, durum değişti. Likya'ya özel bir ayrıcalık tanındı ve Likya Küçük Asya'daki yegâne bölge olarak Roma egemenlik sahasına katılmadı ve bağımsızlığını koruyabildi. Daha sonra Augustus da Likyalıların Sezar'a yönelik sadakatlerini ve bağlılıklarını ödüllendirdi.

Federasyonun önemi, takip eden on yıllar içinde azalmaya başladı, çünkü Roma İmparatoru Claudius M.S. 43 yılında Pamfilya vilayetini oluşturdu ve onu Likya ile birlikte bir ikili vilayete dönüştürdü. Böylece Likya Birliği “Civitas Libera” statüsünü kaybetti ve Romalı valinin emrine verildi; dolayısıyla siyasal ve toplumsal önemini de yitirdi. Kâğıt üzerinde birlik varlığını devam ettirmekteydi; yargı erki gibi ya da valilere veya Roma'daki imparatorluk hükumetine karşı çıkarların ortak şekilde savunulması gibi özerklik haklarının bir kısmını elinde tutmaya devam ediyordu. Aynı zamanda imparatorluk kültünün, yani ölmüş olan imparatorlara ve gitgide daha yoğun bir şekilde de yaşayan imparatorlara yönelik dinsel inancın taşıyıcısıydı. En yüksek makam, imparatorluk kültünün başrahipliği olmuştu artık. Lykiarkh unvanının varlığı imparatorluk döneminde de belgelenebilmiştir. Hatta kentlerin sayısında artış olmuştur. Orantılılık ilkesi de ikinci yüzyılın ortalarına kadar devam ettirilmiştir. Ancak bu noktada Likya tarihi ve Likya Birliği'nin de tarihi, Pax Romana barışı himayesinde Roma tarihinin akışına dahil edilmiş olup, antik dünyadaki bağımsız önemini gitgide yitirmiştir.


LİKYA BİRLİĞİNİ OLUŞTURAN BAŞLICA KENTLER

(alfabetik liste):

Andriake – Antiphellos – Aperlai – Apollonia – Araxa – Ariassos – Arneai – Arnna (Ksantos) - Arsada - Arykanda – Balbura – Bubon – Choma – Daedala – Gagae – Hippoukome – Idebessos - İsinda – Istlada – Kadyanda – Kandyba – Karmylassos – Kibyra – Korydalla – Kyaneai - Letoon – Lmyra – Myra – Nysa – Oktapolis – Oinoanda Olympos – Patara – Phaselis - Phellos – Pınara – Podalia – Pydnai – Rhodiapolis – Simena – Sura – Sidyma -Telmessos - Termessos Minor – Theimussa – Tlos – Trebenna – Tyberissos – Typallia Trysa

LİKYA MEDENİYETİ ÜZERİNE ANEKDOTLAR:

  • Kadınlar için inanılmaz önemli bir uygarlık; toplum MATRİYARKAL düzene oturtulmuş, soy isim babadan değil anneden alınırdı.
  • Miras erkeklere değil kadınlara kalırdı.
  • Bir Likyalı ‘ya kim olduğunu sorun, size adını annesinin, anneannesinin, büyük anneannesinin ve daha büyük anneannesinin ismini söyleyerek cevap verirdi.
  • Hür bir kadının bir köleden çocuğu olursa yasal sayılır. Buna karşılık, toplum içinde ne kadar önemli bir yeri olursa olsun, hür bir erkekle bir yabancı kadının veya metresinin çocuğuna vatandaşlık hakkı tanınmazdı.
  • Likya uygarlığı 3 ana temel üzerinde gelişmiştir: hoşgörü – özgürlük – demokrasi
  • Anadolu topraklarında Roma İmparatorluğuna eyalet olarak giren son bölgedir.
  • Dünya tarihindeki ilk toplu intihar vakası: Pers ordusu, başında komutanları olduğu halde Xanthos ovasına indiği zaman, Xanthoslular bitmez tükenmez kuvvetlere karşı az sayı ile dövüşürler, yiğitlikte nam salarlar, ama yenilirler. Kentlerine can havliyle geri dönüp , kadınları, çocukları, hazineleri ve köleleri kaleye dolduruptan, yandan ateşe verirler. Öyle ki yangın kaleyi yerle bir eder. Bundan sonra birbirlerine korkunç yeminlerle bağlanarak düşmana saldırırlar ve Xanthos'ta oturanların tümü de savaşarak ölür. O denli özgürlüklerine düşkün bir medeniyettiler ki savaşı kaybedeceklerini anlayan Likyalı kadınlar çocuklarını alıp Perslilerin eline esir düşmemek için kendilerini canlı canlı yakarlar. Bu dünya tarihindeki ilk toplu intihar Likyalı kadınlar tarafından gerçekleşmiş olur.
  • MÖ 42 yılında büyük bir Roma ordusuyla Brutus Xanthos'u kuşatır. Yenileceklerini anlayan Lykialılar yine toplu intiharlara girişirler. Kucağında çocuğuyla ateşe atlayan bir kadını gören Sezar’ın katili Brutus bile üzüntüye kapılır. Askerlerine kurtaracakları her Xanthoslu için ödül vaat eder. Özgürlüklerini kaybetmektense ölmeyi tercih eden Ksanthoslulardan ancak 150'si kurtarılabilmiştir.

‘’Evlerimizi mezar yaptık mezarlarımızı ev,

Yıkıldı evlerimiz, yağmalandı mezarlarımız,

Dağların doruğuna çıktık, toprağın altına girdik,

Suları altında kaldık,

Gelip buldular bizi, yakıp yıktılar,

Biz ki analarımızın, kadınlarımızın,

Ve ölülerimizin uğruna toplu ölümleri yeğleyen,

Bu toprağın insanları

Bir ateş bıraktık geride,

      Hiç sönmeyen ve sönmeyecek olan.’’

  • İleride ABD’nin de örnek alacağı dünyanın ilk eyalet sistemi.
  • Fransa Anayasası hazırlanırken Likya yasalarından esinlenmiştir.
  • ''Likyalılar öyle uygar ve nezih bir şekilde yaşamlarını sürdürdüler ki; şimdiye kadar hiç utanç verici kazanç istekleri olmadı ve atadan kalma Likya birliğinin nüfuz alanı içinde kaldılar.'' – Strabon –Mö 64 /MS 24
  • "Likyalılar 50 gemiyle gelmişlerdi. Göğüslük ve dizlik giyiyorlardı; kızılcık ağacından yayları ve dikensiz kamış okları ve mızrakları vardı; omuzlarına keçi postu atarlar, başlarına çepeçevre tüyler takılı keçe başlıklar geçirirlerdi. Ayrıca kılıç ve hançer de taşıyorlardı. Likyalılar Girit’ten geldikleri zaman Termiller** adını taşıyorlardı; şimdiki adlarını Atinalı Pandios oğlu Lykos'tan almışlardır." – Herodotos- (Historiai)
  • Truva savaşında Likyalılar komutanları Sarpedon ve Glaukos önderliğinde Truva’nın yanında saf tutmuşlardır:

Sarpedon'un Hektor’a seslenişi:

 "Ben ta uzaklardan geldim yardıma

 Anaforlu Xanthos ‘tan geldim, uzak Likya’dan

 Sevgili karımı, yavrumu kodum orada,

 Yoksulların göz dikeceği bir sürü mal mülk kodum,

 Savaşa sürüyorum Likyalıları gene de,

 Kendim de en öndeyim işte bak"

                    DEFNE ORMANI

Köle sahipleri ekmek kaygusu çekmedikleri

için felsefe yapıyorlardı, çünkü

Ekmeklerini köleler veriyordu onlara;

Köleler ekmek kaygusu çekmedikleri için

Felsefe yapmıyorlardı, çünkü ekmeklerini

Köle sahipleri veriyordu onlara.

Ve yıkıldı gitti Likya.

Köleler felsefe kaygusu çekmedikleri

İçin ekmek yapıyorlardı, çünkü

Felsefelerini köle sahipleri veriyordu onlara;

Felsefe sahipleri köle kaygusu çekmedikleri

İçin ekmek yapmıyorlardı, çünkü kölelerini

Felsefe veriyordu onlara.

Ve yıkıldı gitti Likya.

Felsefenin ekmeği yoktu, ekmeğin

Felsefesi. Ve sahipsiz felsefenin

Ekmeğini, sahipsiz ekmeğin felsefesi yedi.

Ekmeğin sahipsiz felsefesini

Felsefenin sahipsiz ekmeği.

Ve yıkıldı gitti Likya.

Hala yeşil bir defne ormanı altında.

Melih Cevdet ANDAY

“Beni bulamazsan üzülme,

eşyalarımı bulacaksın;

kestiğim taşları, açtığım yolları,

işlediğim heykelleri bulacaksın.

ve göreceksin ki binlerce yıl öteden,

parmak izlerimiz değecek birbirine.”

 -bir Likya şiiri-



İLETİŞİM

satis@villaotelim.com
0216 455 20 75
Atatürk Mah. Ataşehir Bulvarı
    Gardenya 7/1 Daire: 1 İstanbul
10781
Sitemizde anılan tüm fiyatlar, geçerli kartlar ile tek ödemede, en ucuz başlangıç fiyatlardır ve yeterli kontenjan olması durumunda geçerlidir.