KAYIT    İLETİŞİM
 Türkçe | ₺

Likya Kentleri


Likya Kentleri

13.05.2021

Likya Kentleri

    Tarih boyunca sınırları değişkenlik göstermekle beraber, hem o döneme ait çeşitli yazıtlardan, hem de kentlerin sahip olduğu ana karakterlerden (mezarlar, vb.) Likya kentlerini ayırt etme imkanına sahibiz. Doğal olarak en çok tartışma Karya, Pisidya ve Pamfilya sınırlarına yakın olan kentler üzerine olmuş, ancak tarihçiler aşağıdaki kentlerin Likya kentleri olduğu konusunda genel bir fikir birliğine varmışlardır.

Likya Kentleri

ALOANDA: Muğla il sınırları içinde Fethiye'ye yaklaşık 24.km uzaklıkta Likya antik kentidir. Kent, Kocaçay vadisinde Eşen bucağına bağlı Kabaağaç köyünün kuzeybatısında, Asarcık diye bilinen bir tepede yer alır.

ALOANDA YAZITI: Yazıtın dinî ve gömü niteliği vardır. Yazıtın neredeyse yarısının ele geçmiş olması nedeniyle tam olarak ne için dikildiği anlaşılamamıştır. Yazıt, Likçe çalışmaları sahasına yeni sözcük ve morfoloji katkıları sağlamaktadır. Yazıt aracılığıyla buluntu yerinin bir kült alanı olabileceği tartışmaya açılmıştır.

ANDRİAKE _ bkz. BLOG ‘’ANDRİAKE’’

ANTİPHELLOS _ bkz. BLOG ‘’ANTİPHELLOS’’

APERLAİ: MÖ 400'lerde kurulmuş Likya kentidir. Bugünkü Kaş ile Kekova arasında bulunan Sıçak Yarımadası'nın eteklerindedir. Tarihte veya siyasette önemli bir rol oynamamıştır. Henüz kapsamlı bir kazı yapılmayan Aperlai'de 1996 yılında Maryland Üniversitesi'nden gelen bir ekip tarafından yapılan incelemelerde, şehrin ana geçim kaynaklarından birinin deniz kabuklarından elde edilen mor pigment (Tyrean Purple) üretimi olduğu öne sürülmüştür. Salyangozlardan mor renk elde edim işlemi sırasında çok ağır bir koku meydana gelmesinden dolayı eski zaman seyyahları bu şehrin kötü bir kokusunun olduğundan bahsederler. Ünlü Uluburun batığı da bu şehrin yakınlarında bulunmuştur.

Kentin adı Luwi dilinde “Aprillai” olup “Akarsu Boğazı” anlamına gelmektedir. Şehrin 16'ncı yüzyılda tamamen terk edildiği ve belki üç beş balıkçı ailesinin barındığı korunaklı bir liman olarak Piri Reis’in

Kitab-ı Bahriye’sinde anılmaktadır. Birlik dönemine ait sikkeleri de ele geçmiş olan Aperlai’ın diğer Roma egemenliğindeki Lykia şehirleri gibi yalnız III. Gordianus zamanında sikke basma yetkisine sahip olduğu bilinmektedir. Lykia Birliği sırasında Aperlai üç kentin “tek oya” sahip olduğu birliğin başındadır..

APOLLONİA: Antalya Kaş ilçesi yakınlarında Kılıçlı Köyü'nde bulunan antik Likya kenti. Apollonya (Kılınçlar), Kaş'a 22 km mesafede, Kekova yolu üzerinde Kılınçlı köyünde Likya Birliği'ne bağlı olarak kurulmuş bir kenttir. Kalıntılardan anlaşıldığına göre MÖ 4. yüzyılda kurulmuştur.

Apollonia, Helen dilinde “Apollon’un Yurdu” anlamındadır. Güneş ve ışık ülkesi Likya’da güneşin tanrısı Apollon’un bu şehre ismini vermiş olması tesadüf olmasa gerek. Çok yaygın olan bu isimle Anadolu’da Pisidia, Mysia, Karia ve Kefken de kentler bulunmaktadır. Likya’daki Apollonia’ nın yakınında Simena, Aperlai ve Isında antik kentleri bulunmaktadır. Apollonia bu kentlerle birlikte Tetrapolis isimli Dört kent Birliğine katılmıştır. Bunun dışında kentle ilgili yeterli tarihi bilgimiz çok azdır.

ARAXA: Muğla ilinin Seydikemer ilçesine bağlı Ören mahallesi yakınlarındaki Likya antik kenti. Fethiye'ye 40 km uzaklıktadır ve antik Xanthos çayının kaynağında kurulmuştur. Plinius (M.S. 23-79) eski Likya birliğinden bahsederken, birliğe dâhil 36 kasaba ve kent içinde Araxa’nın da olduğunu yazar. Kentin ne zaman kurulduğu bilinmediği gibi antik tarihlerde de belirgin bir bilgi verecek nota rastlanmamıştır. Yalnızca M.Ö. 2 binlerde komşusu Boubon ve Kibyra kentleri ile savaştığı biliniyor. Kentten günümüze ulaşan belirgin bir kalıntı bulunmamaktadır.

Araxa ismi Luwi ve Karia dillerinde “Sunağı olan mabet” anlamına gelmektedir. Likçe yazıtlarda kentin adı “Araththi” olarak geçmektedir.

ARİASSOS: Toros dağları üzerinde 900- 1100 metre yükseklikte yer alan Pisidia yerleşimidir. Antalya- Burdur karayolunun 45. kilometresinde, 924 metre yükseklikteki Çubuk boğazından sonra 1 km batıda yer almaktadır. Akkoç köyü sapağından ulaşılmaktadır. Kent, antik çağda Pisidia adı verilen bölgede bulunmaktadır. Kentin resmi kuruluş yılı Manlius Vulso’nun seferi ve Apameia Barışı’yla bağlantılı olarak M.Ö. 189/188 yılıdır. Kent MÖ I. yüzyıldan Gallienus Dönemi’ne (253-267) kadar sikke basımına devam etmiştir. Hierokles tarafından kent, Geç Antik Dönem ’de Pamphylia Eyaleti'nde gösterilmektedir. 12'nci yüzyıla kadar Notitia Episcopatum’da (Roma'nın doğusunda kalan Hristiyan kentlerin ve kiliselerin hiyerarşik bir sıralamasını veren bir eser) kentten Batı Pamphylia Bölgesi’nin piskoposluğu olarak bahsedilmektedir.


Kentte antik dönemde bağcılık, şarapçılık ve zeytinyağı üretiminin yapıldığı anlaşılmaktadır. Kentin geç Roma Döneminde yaşadığı deprem neticesi yıkıldığı ve bu nedenle terk edildiği sanılmaktadır.

ARNEAİ: Antalya ilinin Elmalı ilçesine bağlı Arif mahallesindeki Likya antik kentidir. Myra’nın 26 km kuzeybatısındadır. Finike’den 45 km uzaklıktadır. Limyra- Arykanda yolunun 25 km’sinden Kaş yönüne 10. Km’sinden vadiye doğru inildiğinde varılır. Ernez’den 5 dakikalık yürüyüş mesafesinde güneyde yer alır. Tarihte adı çok anılan bir kent değildir. Mahallenin eski adının Ernes olmasının kaynağının bu antik kent olduğu düşünülmektedir. Ulaşımı oldukça zor bir yerde kurulduğundan günümüze kadar korunarak gelmiştir.

ARNNA: bkz. BLOG ‘’XANTHOS’’

ARSADA: Muğla ilinin Fethiye ilçesine bağlı Arsaköy mahallesi yakınlarındaki Likya antik kentidir. Arsaköy Fethiye’nin 50 km güneydoğusunda bulunmaktadır. Toros dağlarının eteklerinde oldukça etkileyici bir manzaraya sahip olan kentin kuzey ve kuzeydoğusu Akdağ ve onun uzantısı olan dağlar ile çevrilidir.

Arsada Luwi ve Likçede “akarsu” anlamına gelen bir sözcüktür. Antik şehrin bulunduğu Arsa mahallesinin çevresinde akarsuların bulunuşu adı doğrular niteliktedir.

Arsada, Eşen Çayı (Antik adıyla Xanthos) Vadisi'nin gerisinde ve yüksek bir rakımda, Akdağ'ın (Antik adıyla Massikytos) yanındaki ovada kurulmuştur. Antik Çağ yazarları tarafından bahsi geçmeyen Arsada'nın bulunuşu, bu bölgede bulunan ve "Arsadalılar'ın onurlandırma kararından" bahseden bir yazıt ve günümüze kadar Arsada isminin Arsaköy ile süregelmesi sayesinde olmuştur.

Şehir ile ilgili ayrıntılı arkeolojik araştırmaların yapılmamış oluşu nedeniyle şehir ile ilgili fazla bilgi yoktur. Kent alanında diğer Likya şehirlerinde olduğundan farklı olarak gözle görünür toplu kalıntılar bulunmamaktadır. Yapı kalıntılarının önemli bir bölümü dağınık bir şekildedir ve uzman olmayan gözlerce tanınması zordur. Arsada Antik Kenti muhteşem bir doğa içine kurulmuştur ama yerleşim yeri kaçak kazıların hedefi durumundadır. Arsada'nın yerleşim merkezindeki yapılar oldukça harap durumdadır. Fakat, Arsaköy ‘ün içinde ve çevresinde görülebilecek, "Gotik" lahit biçiminde olan pek çok Likya tipi mezar bulunmaktadır. Sur duvarları da görmeye değer yapılar arasındadır.

ARYKANDA: bkz. BLOG ‘’ARYKANDA’’

BALBOURA: Burdur ili, Altınyayla ilçesinin güneydoğusunda Karaçulha mevkiinde bulunan Likya antik kentidir. 1649 metre yükseklikte konuşlanmış Asartepe olarak bilinen bir tepe üzerinde kurulmuştur ve Likya Birliğinin en yüksek noktasını oluşturmaktadır ve Likya coğrafyasının

Bubon ve Kibyra ile birlikte en kuzeyini oluşturur. Bubon ve Oinoanda ile Likya Federasyonu’nun üyesi (M.Ö. 84) olmuşlardır. Balboura Antik Kenti, Roma döneminde Kabalia adıyla anılmaktaydı. Kibyra ile beraber “Tetrapolis” olarak adlandırılan, adından da anlaşılacağı üzere dört kentin katılımıyla oluşan bir yönetime olan sahipti. M.S 2. Yüzyıl başlarında birlik dağılınca kent Likya Kentleri Birliği’ne katıldı. En karakteristik özelliği yüksek bir yerde kurulmuş olması ve kentin ortasından bir ırmağın geçmesidir. Akropolis’in yer aldığı tepede 16 sıralı oturma yerine sahip küçük bir tiyatro bulunmaktadır. 1564 metre rakımda bulunan 1800 kişi oturma kapasitesine sahip bu tiyatro Türkiye’nin en yüksek ikinci tiyatrosu olma özelliğini taşımaktadır . Bunun yanı sıra antik kentin kuzey tepesi eteklerinde de şehir merkezi yer almaktadır. Şehir merkezinde pek çok kalıntı bulunsa bile hiçbiri günümüzde ayakta değildir.

Kent içerisinde yer alan Helenistik ve Roma yapıları günümüze kadar ulaşabilmiştir. Bu yapılar, akropolisi kuşatan Helenistik surlar ile tepenin güneybatı yamacında yer yer alan ve vadiyi gören ve hala görkemi ile insanı büyüleyebilen tiyatro sahne binasıdır.

Akropolis’te bulunan Helenistik döneme ait yapılar aşağı şehirde yoğun bir şekilde bulunmamakta, genellikle Roma devrine ait kalıntılar ile karşılaşılmaktadır. Küçük bir tiyatro (Odeon yapısı da olabilir), Vespasianus zamanında yapılan su kemerleri, güneyde Nekropol ve pek çok anıtsal Roma mezarları antik kentten kalan önemli kalıntılardan bir kaçıdır.


BOUBON: Burdur ilinin Gölhisar ilçesine bağlı İbecik köyünde yer alan Likya antik kentidir. Kent, köyün 2,5 km. güneyinde yükselen Dikmen Tepe üzerinde yer alır. Likya coğrafyasının Balbura ve Kibyra ile birlikte en kuzeyini oluşturur. Balboura ve Oinoanda ile birlikte Likya Federasyonu’nun üyesi olmuşlardır. Boubon antik kentinin tarihçesi hakkındaki bilgiler çok sınırlıdır. Zamanla Balboura, Kibyra Tetrapolisi’ne girmiştir. Sonra Boubon diğer Tetrapolis şehirleri ile Likya’ya geçmiştir. Boubon Antik Kenti’nde Helenistik devre kadar inen kalıntılar ile birlikte Roma Çağı kalıntıları ayakta durmaktadır. Tiyatrosu, tapınağı, agorası, şehir surları, gymnasiumu ve diğer yapıları ile ilk çağın önemli bir antik kentini oluşturmaktadır. 

Boubon; M.Ö. 190 yılında Araxa’nın müttefiki olarak bir savaşa girmiştir. M.Ö. 145-140 yılları arasında Tiran Moagetes’in oğlu demokrasiyi yeniden getirmiştir. Murena tarafından 1. Mithridates Savaşı sırasında kurulan Oinoanda (İncealiler), Balboura (Çöl Kayığı) ile Kibrya (Gölhisar) Tetrapolisi’ne (4 Kent Birliğine) girmiştir. Sonra Boubon diğer Tetrapolis şehirleri ile birlikte Likya’ya geçmiştir.

1960 ve 67 yılları arasında burada kaçak kazılar yapılmıştır. Bu kazılar, ören yerini harap hale getirmiştir. 1990-1991 ve 1993 yılında kentte gerçekleştirilen kurtarma kazıları buradan kaçırılan eserleri öz yerinin tespit edilerek ispatına yönelik çalışmalar olmuştur.

CHOMA: Antalya ili Elmalı İlçesinin 15 km güneybatı yönünde, Hacımusalar ile Beyler köyleri arasında bir noktada yer almaktadır. Deniz seviyesinden yaklaşık 1040 metre yüksekliktedir. Hacımusalar Höyük, BeylerHöyük olarak da bilinmektedir. Tepe, 350 x 300 metre boyutlarında olup 13 metre yüksekliktedir. 1970'li yıllarda kurutulan bir gölün kenarında, verimli bir ovada yer almaktaydı.

Höyükte çalışılan dört ana alanda yoğun mimari kalıntılarla karşılaşılmıştır. Doğu yamacında kerpiçten bir sur duvarı ile kuzey yamacında kerpiç duvarı destekleyen kum taşından diğer bir sur kalıntısı höyük yerleşmesinin oldukça iyi tahkim edilmiş olduğunu göstermektedir.

Duvarların altında ele geçmiş olan çanak çömleklerle erken duvarlar M. Ö 6-5. yüzyıllara geç duvarlar ise Helenistik Döneme (M.Ö 2.yy) tarihlenebilmektedir. Doğudaki sur duvarları 30-35 kerpiç tuğla sırasına sahip olup, 3,5 m yüksekliğindeki kısmı ele geçmiştir. Gün ışığına çıkartılmış olan buluntular, Höyüğün neolitik dönemden itibaren Kalkolitik Dönem, Erken Tunç ve Demir çağlarında iskân edilmiş olduğunu, bu iskanın Roma ve Erkan Hıristiyanlık Döneminde yoğunlaştığını belgelemektedirler.

Höyüğün ortasında 3 evreli bir kilise yapısı bulunmaktadır. Hacımusalar Kilisesinin Elmalı bölgesinde yerel öneme sahip bir kilise olmasından çok önemli bir dini merkez olduğu düşünülmektedir. Antik dönem piskopos listelerinde Choma’nın da Piskoposluk Merkezi sıfatıyla yer almış olması bu görüşü desteklemektedir. Hacımusaların Roma Dönemi öncesi adı bilinmemektedir. Bu bağlamda Choma adının yunanca '' yığma toprak tepe'' anlamını taşıması, Hacımusaların Klasik dönemde de höyük görüntüsüne sahip olduğunu göstermektedir.

DAEDALA: Muğla ilinin Fethiye ilçesine bağlı İnlice Köyü'nde yer alan Likya antik kentidir. Fethiye'ye 29 km uzaklıktadır. Çam ormanları ile çevrili denize uzanan bir tepede yer almaktadır. Daedala kentinin ev sahipliği yapmış olduğu en önemli mitolojik olay; Zeus ve Hera’nın burada evlenmiş olduğu efsanesidir. Daidala / Daedala ismi Luvi kökeninden gelmektedir, sözcüğün yapısını incelediğimizde Bilge Umar’ın bilgilerine göre ‘’DA’’ çam anlamına gelirken, ‘’İDA’’ orman/ağaç anlamını taşımaktadır; sondaki ‘’LA’’ eki ise Luvi dilinde cık takısının yerine geçmektedir. Yani Daidala isminin Da ormancığı/ağaççığını anlattığı düşünülmektedir. Bazı kaynaklarda çam ormanlığı anlamına geldiği de belirtilmektedir. İsminin anlamından dolayı Daedala’nın Edremit Körfezi’nde bulunan İda/Kaz Dağı ile adaş sayılmaktadır. Çevre bölgelerde ise Daedala’nın DAYDAY olarak anıldığı bilinmektedir.


Daedala’nın ismine Amaseialı Strabon ‘un Geographika’sında değindiği bilinmektedir. Özellikle korsanlara yataklık etmesi ile ünlenen Daedala antik kenti, sarp ve üç yanı surlarla çevrili bir kent olması sebebi ile oldukça önemlidir.

GAGAİ: bkz. BLOG ‘’GAGAi’’

HİPPOKOME: Muğla'nın Dalaman ilçesinde bulunan, Likya dönemine ait antik yerleşimdir. Dalaman’a 30 km uzaklıkta, Çöğmen Köyü İt Asarı Mevkii’nde, hâkim bir tepe üzerine kurulmuştur. Hippokome şehrini Arkwright keşfetmiş Stepbiyazitin doğrulamıştır. Şehrin güneydoğu tarafındaki yalçın kayalar üzerinde altı adet kaya mezarı bulunmaktadır. Bu mezarların birinde Grekçe kitabe mevcut olup, bu şehrin adı da bu kitabelerden okunmuştur.

Hippokome ‘AT ŞEHRİ’ anlamına gelmektedir. Kentin güney kısmında yer alan kayalıklarda toplamda 6 adet kaya mezarı göze çarpar. Şehrin Karya ve Likya arasında el değiştirdiği, Likyalılara Perikles devrinde geçtiği anlaşılmaktadır. Hippokome ’ye Kavacık ve Çöğmen Köyü stabilize yoldan gidilir. Köylere ait dolmuşlar veya özel araçlar ile ulaşılabilir.

IDEBESSOS: Antalya ilinin Kumluca ilçesine bağlı Karacaören Köyü'nde yer alan Likya antik kentidir. Karacaören köyünün merkezi İncirağacı mahallesinden 8 km. kuzeybatıda Kocaağacı mahallesi yakınındadır.

Kumluca İlçesi’ne bağlı Karacaören- Kozağacı Köyü’nden kuzeye Kırkpınar Yaylası’na ulaşımı sağlayan orman yolu ile ulaşılır. Akdağların bir parçası olan ve en tepesinde 3070 m yüksekliğindeki Kızlar Sivrisi’nin bulunduğu Kartal Dağı’nın doğu eteklerindeki Gücüzen Dağı’nın doğu yamacında, 1050 metre yükseklikteki tepe boyunca konumlanır.


Çevresindeki tarım arazilerinden ve daha çok da ormanlardan geçimini sağlayan, tamamen Doğu Likyalı bir dağ yerleşimidir. Rhodiapolis üzerinden Finike Körfezi, Arykanda üzerinden Elmalı platosu ve Kithanaura-Trebenna üzerinden Attaleia’ya varan yolların kavşağında, dağlarla sahili birbirine bağlayan bir uğrak noktasıdır. 

Kent, başından beri Birliğin üyesidir.


Araştırmalarda ele geçen bir Hellenistik yazıt ve bazı duvarlar bu dönemde yerleşimin varlığını gösteren kalıtlardır. Ele geçen yazıtlar, yerleşimin bir ‘polis’ olduğunu ve Roma döneminde Akalissos ve Kormos ile başını Akalissos’un çektiği bir Sympoliteia’nın üyesi olduğunu ve üç kentin, Birlik’te tek oyla temsil edildiğini göstermektedir. Roma Dönemi sonrasında ise Edebessos adını alan kent Hıristiyanlık döneminde Myra Metropolü içerisinde, adı Lebissos olan bir piskoposluk olarak anılır.

İdebessos, Doğu Lykia’nın kuzeyindeki dağ yerleşimleriyle kıyı kentlerini birbirine bağlayan yol güzergahı üzerinde bulunması sebebiyle önemlidir. Patara’da bulunan Miliarium Lyciae’de adı geçen 50 yerleşim arasında ismi anılır.

İSİNDA: Antalya ili Kaş ilçesi yakınlarında bulunan antik Likya kenti. İsinda (Belenli) Kaş'a 13 km mesafede Belenli mahallesinin hemen yakınındaki tepe üzerinde kurulmuştur. İsinda küçük bir Likya şehridir ve etrafı surlarla çevrilidir. Likya Birliği’nin oluştuğu MÖ 2. yy’ da Aperlai ile beraber birlikte temsil edilmiştir. Tıpkı Apollonia’daki gibi “İsindalı Aperlailılar” şeklinde şehrin ismini gösteren kitabeler mevcuttur. Kent, Antiphellos’un gelişip, zenginleşmesi sonucu İsinda halkının kıyıdaki bu kente göçmesiyle zamanla terk edilmiştir.

Kentte yer alan akropolün ortasında Likya yazıtlı iki ev tipi mezar ilgi çekmektedir. Ayrıca birçok kaya mezarı ile Roma devrine ait Likya tipi lahitler günümüze kadar varlığını sürdürmüştür.



    ISTLADA: Antalya Kaş ilçesi yakınlarında bulunan Likya antik kenti. Istlada (Kapaklı) Likya

    Bölgesi'nin küçük fakat etkileyici bir antik kentidir. Istlada'ya Finike- Kaş karayolu üzerindeki Davazlar Köyü'nden gidilir. Doğuya ayrılan 4 km'lik yol Kapaklı Köyü'nün Hoyran mevkiindeki ünlü anıt mezarının yanına kadar götürür.

    Burada İlkokulun hemen karşısında bulunan ve MÖ 4. yüzyıla ait Hoyran Anıtı bütün görkemiyle karşımıza çıkar. Ağaçların gölgesinde mahzun duran Hoyran Mezar Anıtı bir kayadan kesilerek ev tipi mezar haline getirilmiştir. Üzeri yuvarlak mezar anıtının alınlığında üç kişi ayakta durmaktadır. Alttaki geniş frizde ise ortada bir sedir üzerine uzanmış erkek figürü ve bu figürün önünde bir masa ile dört silahlı adam figürü yer almaktadır. Arkasında ise iki erkek ve iki kadın figürü vardır. Kapısının üzerinde silinmiş bir Likya yazıtı göze çarpar.

    Akropolün doğu ve kuzey yönünde kaya mezarları, lahitler ve stel şeklindeki mezarlar ile sarnıçlar görülür. Mezarların tümü Roma devrine aittir. Bu lahitlerin arkasında kayaya oyulmuş Likya ev tipi mezarlardan biri Güvercinli mezar olarak anılır. Mezarın üzerinde horoz, sfenks ve güvercin tasvirleri bugün de görülebilir. Mezarın kuzey yönünde ise mezar sahibinin ve yakınlarının tasvir edildiği bir friz yer almıştır. Mezar MÖ 4. yüzyıla aittir.


    KADYANDA: Muğla'nın Fethiye ilçesinde bulunan, Likya dönemine ait antik yerleşimdir. Fethiye'ye 24 km. mesafede Üzümlü Beldesi'nin güney- doğusunda bir tepede kuruludur. Antik Çağ'da Kaunos- Araxa yolu üzerinde bulunuyordu. Kadyanda ören yerinde, kenti çevreleyen sur duvarının bir bölümü, kaya mezarları ve Likçe kitabeler en erken döneme tarihlenebilen kalıntılardır.

    Likçe kitabelerde ismi Kada- wanti olarak okunan Kadyanda'nin ismindeki –ND takısı nedeniyle, kuruluş tarihinin M.Ö.3. binlere indiği söylenebilir. Ancak antik kentten günümüze ulasan yüzeydeki en eski kalıntılar M.Ö. 5. yüzyıldan daha eskiye gitmez. Bunlardan ayrı olarak, Roma Döneminde de onarım görerek kullanılmış Helenistik Dönem tiyatrosu, hamam, koşu pisti, agora, hangi tanrıya ait olduğu bilinmeyen tapınak kalıntısı ve yoğun sivil yapı izleri, Kadyanda ören yerinin Antik Dönemde yerleşim geçirmiş tam bir kent özelliğini ortaya koymaktadır. Buradan Fethiye körfezi, özellikle de Fethiye ve limanı rahatlıkla görülebilmektedir. Antik şehrin etrafı hatta bazı bölgeleri de çam ağaçlarıyla kaplıdır. Antik kentte 1992 yılında Fethiye Müze Müdürlüğü’nce bir kurtarma kazısı yapılmıştır. 

    KANDYBA: Antalya ilinin Kaş ilçesine bağlı Çataloluk Köyü'nde yer alan antik Likya kentidir. Kandyba sözünün Luwi veya Likçe’den geldiği sanılmaktadır. “Ana Tanrıçanın erkeği” veya “Baş Tanrı’ya ait” bir isim olarak yorumlanabilir. Kent, İlk olarak 4. yüzyıl sonlarında, daha sonra Likya Birliği döneminde ve III. Gordian zamanında sikke basmıştır. Kandyba, piskoposluk listelerinde 12. yüzyıla kadar eyaletin piskoposluk merkezi olarak gösterilmektedir.

    İnsanlık tarihinin ilk ansiklopedisinin yazarı Plinius, Kandyba'yı daha iyi bilinen Likya şehirleri arasında saysa da Kandyba hiçbir zaman önemli bir kent olarak ele alınmamıştır. Kentin kuruluşu, eponim yani hem gerçek hem mitolojik bir kahraman olan Deukalion'un oğlu Kandybos ile ilişkilendirilir. Deukalion, Yunan mitolojisinin Nuh Peygamber'e denk düşen kahramanıdır. Karısı Pyrrha ile birlikte, dokuz gün süren ve insalığı tamamen yok eden selden yaptığı tekneyle kaçmıştır. İlginçtir ki 1842'de kenti ziyaret eden T. A. B. Spratt, Kandyba'nın da içinde bulunduğu Kasaba Vadisi'nin eskiden denizin bir uzantısı olduğunu gösteren fosil kalıntıları bulmuştur.

    Kandyba'da bulunan ve geç dönemlere ait bir sikke üzerinde Deukalion olduğu üzerindeki yazıdan belirlenen bir erkek figürü yer almaktadır. Ksanthos Antik Kenti'nde bulunan meşhur obeliskin, Likya dilinin alışılmadık ve ender bir formunu kullanan bölümünde çeşitlemeleri görülen "KNTABA" sözcüğü, muhtemelen Kandyba'nın Lykia dilindeki karşılığı olsa gerek.


    KARMYLASSOS: bkz. BLOG ‘’KAYAKÖY’’

    KİBYRA: bkz. BLOG ‘’KİBYRA’’

    KORYDALLA: (Antik Yunanca: Κορύδαλλα), Antalya ilinin Kumluca ilçesinin güneyinde yer alan Likya antik kentidir. Şehir, Kumluca'nın batısındaki ve ilçe merkezine 1 km uzaklıktaki iki tepe üzerinde kurulmuştur. Günümüzde Hacıveliler olarak anılan şehir Myra’nın 29 km kuzeydoğusunda bulunmaktadır. Şehrin ismi Yunanca ‘’KORYDOS’’ _ TARLAKUŞU _ kelimesinden türetilmiştir.

    Korydalla, Patara Stadiasmosu’nun güzergâhlarının kesiştiği önemli bir trafik noktasını oluşturmaktaydı. Likya dilinde bir kitabesi bulunan Korydalla’nın tarihini büyük ölçüde Rhodiapolis ile incelemek gerekir. Kentin Likya Birliği’ne katıldığı ve Rhodiapolis ile birlikte temsil edildiği bilinmektedir.

    Bugün toprak üstünde yalnızca şehre su getiren su kemerinin kalıntıları seçilebilmektedir. Diğer eserler yok olmuştur. Kent özellikle Bizans ve geç Bizans devirlerinde gelişme göstermiştir. Fakir bir köylü kadının keçisinin ayağına bir zincirin takılması ile ortaya çıkan ve "Kumluca Definesi" diye tanınan define bu ören yerinde çıkmıştır. Değerli altın ve gümüş eşyalardan oluşan definenin büyük bir kısmı Amerika'ya kaçırılmış, çok az bir kısmı Antalya Müzesi'nde sergilenmektedir.

    KYANEAİ: Antalya ilinin Demre ilçesine 20 km mesafedeki Yavu köyünde bulunan ve 240 metre yükseklikteki sarp kayalıklar üzerine kurulmuş antik Likya kentidir.

    Lapis lazuli “koyu mavi” anlamına gelen Kyaenai, rüzgârın buradaki kayalara çarpmasıyla ortaya çıkan çınlama nedeniyle “Çınlayan Kayalar” adıyla da anılmaktadır. Antik kaynaklara göre de bu isim, kehanet yönünden önemli bir kaynağın orada oluşundan ötürü verilmiştir. Çünkü Kyaneae’nin hemen yanı başında Apollon Thryxeaus’un kehanet yeri bulunurdu. Pausanias’ın verdiği bilgilere göre bu suyun doğal havuzuna bakanlar dilediği herhangi bir şeyi görebiliyorlardı. Pausanias buradaki pınardan şöyle bahsetmektedir:

    “... Likya’daki Kyaneai’nin hemen bitişiğinde Apollon Thryxeaus’un bilicilik yeri vardır ve Kyaneai’deki su, pınarın doğal havuzuna bakan her kişiye, dilediği herhangi bir şeyi yâni örneğin, uzaktaki sevdiğinin o sırada ne yaptığını görme olanağını sağlar...”

    Likya Bölgesi’nin önemli kentlerinden biri olan Kyaneai’da görülen kaya mezarları, Likçe yazıtlar, oda mezarlar ve Akropoliste (yukarı kent) görülen kaya odaları, yerleşimin en geç M.Ö. 4. yüzyıldan itibaren var olduğunu göstermektedir. Likya Birliği sırasında Kykion Ku ibareli sikkelerini tanıdığımız Kyaenai, özellikle Roma egemenliği altındayken büyük bir gelişme göstermiştir. Piskoposluk merkezi olarak kilise kayıtlarında ismine rastladığımız kentin, Akropol ’deki Bizans kalıntılarından, bu dönemde MS 5-6. yy’ da oldukça ufalmış bir merkez olduğu ve 10. Yüzyılda terk edildiği anlaşılmaktadır.

    LETOON: (Antik Yunanca: Λητώον), Fethiye yakınlarındaki antik kent. Fethiye- Kaş karayolunun 65. kilometresinde Kumluova Köyü yakınında bulunmaktadır. Şair Ovidius'un anlattığı bir öyküye göre Zeus’tan hamile kalan Tanrıça Leto, ikiz çocukları Artemis ve Apollon’u Delos’ta doğurur, sonra Xanthos nehrinin denize ulaştığı yere gelip, nehir boyunca Leto tapınağının bugünkü bulunduğu yerdeki kaynağa varıncaya dek yürür. Yolda ona bir kurt kılavuzluk eder. Leto kurda minnettarlığını göstermek için buraya Helen dilinde “lykos”dan türemiş, “lykia” adını verir. Kaynakta çocuklarını yıkamak isteyen fakat yerli halk tarafından engellenen tanrıça, yöre halkını, izin vermemeleri sonucu kurbağaya çevirir. 


    İşte Letoon ören yerinin kuruluşu bu mitolojiye dayanmaktadır. 


    Kentte en eski yerleşim izleri MÖ 7. yüzyıla kadar gider. Kalıntılar ve ele geçen kitabeler buranın dinsel ve politik bir alan olduğunu göstermektedir. Ören yeri merkezinde yan yana üç tapınak bulunmaktadır. Bunlardan en kuzeydeki Leto, ortadaki Artemis, güneyindeki Apollon'a adanmıştır. Tapınakların güneybatısında bir çeşme, hemen doğusunda kilise yer almaktadır. Kentin kuzeyinde Stoa ile arkasını kısmen doğal yamaca dayamış Helenistik Döneme ait tiyatro bulunmaktadır.


    Letoon MS 7. yüzyılda terk edilmiştir. Letoon, Xanthos ile birlikte Birleşmiş Milletler Eğitim Bilim ve Kültür Teşkilatı- UNESCO tarafından 9/12/1988 Tarih ve 484 Liste Sıra Numarası ile kültürel miras olarak “UNESCO Dünya Miras Listesi” ne alınmıştır.

    LİMYRA: Antalya il sınırları Finike ilçesi yakınlarında bulunan bir antik kenttir. Limyra (Zemuri, Turunçova, Zengeder) Finike'nin 9 km kuzey doğusunda bulunan antik Likya şehirlerinden biri Limyra'dır. Turunçova- Kumluca arasındaki Torunlar’ da bulunan antik kent, 1216 m yükseklikteki bir tepenin eteğinde kurulmuş olup yol üzerindedir. Limyra antik kenti bir dönem Likya medeniyetinin başkentliğini yapmıştır. Likya medeniyetinin doğudaki başkenti Limyra iken batıdaki başkenti ise Xanthos'dur.

    Eskiçağ bilginlerinden Plinius Limyra antik kentinden şöyle söz etmekte ''Limyra, içine Arykandos (Aykırı Çay) döküldüğü nehrin olduğu şehir'' diye yer belirttiği görülmektedir.


    Limyra adının kökeni M.Ö. 1000’e tarihlenen Hitit çivi yarık tabletlerinde “Zumarri “olarak adlandırılan yerleşimden gelmiş ve Lykçe’ye “Zẽmuri” olarak geçmiş olmalıdır. Limyra Antik Kenti Klasik dönemde Doğu Likya Beyliği’nin başkenti olarak en parlak dönemini yaşadı. Limyra Likya birliğinin üç oy hakkına sahip altı kentinden biridir.


    Doğu Roma zamanında da piskoposluk merkezi konumuna ulaşan şehir MS. 8-9. yüzyıllardaki Arap akınları sırasında terk edilmiştir.

    MYRA: bkz. BLOG ‘’MYRA’’

    NYSA: Aydın ilinin Sultanhisar ilçesi sınırlarında yer alan bir antik kent örenidir. Aydın merkeze 33 km, Sultanhisar merkeze 33 km mesafededir. Tarihi MÖ 3. yüzyıla kadar uzanmaktadır.


    Ünlü coğrafyacı, tarihçi ve filozof STRABON (M.Ö.64 / M.S.24) devrin en önemli eğitim merkezlerinden biri olarak sayılan Nysa’da eğitim görmüştür. Kentte bulunan Gymnasium ve Kütüphane parlak dönemlerinde kentin bir eğitim merkezi olduğunu göstermektedir. Nysa Antik kenti kütüphanesi MS 2. Yüzyılda yapılmıştır ve Efes Antik Kenti kütüphanesinden sonra Anadolu’da en iyi korunmuş kütüphanelerden biridir. Antik kentin altın çağlarını yaşadığı dönemde yaklaşık 40 bin kişinin şehirde yaşadığı düşünülmektedir.


    Nysa aynı zamanda Dionysos’un şehri olarak da nam salmıştı; mitolojide Hermes, çocuk Dionysos’u büyütmesi için Nysa dağının perilerine emanet etmiştir. Dionysos’un ilk asmayı burada diktiği öne sürülür.



    OKTAPOLİS: Muğla ilinin Dalaman ilçesinde Elcik, Sabunlu ve Kızılkaya köy sınırları içinde yer alan antik Likya kentidir. Ptolemaios tarafından, Likya’nın iç bölgesinde ve Kragos Dağı eteklerinde yer alan kentler arasında gösterilen Oktapolis, Stadiasmus Patarensis'de bir sympoliteiayı belirtmektedir

    Klasik Dönem ile Bizans Dönemi arasında pek çok irili ufaklı ‘’sympoliteia’’ ismi verilen birlikler kurulduğu bilinmektedir. Çeşitli sebeplerden dolayı oluşan sympoliteialara bulunduğu bölgeye ve birliğe göre isim verilmektedir. Bu sympoliteialar arasından en çok bilinenler Limnos üzerinde yer alan Dipolis, Likya’daki Kibyra’da yer alan Tetrapolis ve Phrygia’da bir bölge ismi olan Pentapolistir. Yine bir sympoliteia için verilmiş olan Oktapolis ismi de aynı zamanda Sekiz Şehir anlamına gelmektedir. Oktapolis’in adı bölgede yer alan yazıtlarda ve kaynaklarda sıklıkla geçmektedir. Oktapolis ismi ilk kez Kızıkaya’da bulunan iki mezar yazıtında karşımıza çıkmıştır.

    Oktapolis içinde yer alan kenter şunlardır: Lyrnai, Hippukome, Kastatına, Loanda, Myndos, Pallene, Sestos ve Symbra.

    OINOANDA: bkz. BLOG ‘’ OINOANDALI DİYOJEN’’

    OLİMPOS: antik kenti Antalya'nın batısında Kumluca İlçesi Tahtalı dağının 10 km kuzeyinde kalan Likya yerleşimidir. Antalya'ya 85 km. uzaklıkta, Caretta Caretta kaplumbağalarının yavrulama alanı olduğundan sit alanı olarak korunan, genellikle üniversite öğrencileri ve sırt çantalı turistlerin tercih ettiği bir tatil mahallesidir. Ağaç evleri, çadır mekânı olarak kullanılabilecek açık alanları, Likya Yolu üzerinde bulunması önemli özellikleridir. Olimpos Beydağları Millî Parkı sınırları içinde yer alır.



    PATARA: (Likçe: Pttara; Yunanca: Πάταρα),

    Bkz. BLOG ‘’PATARA’’

    PHASELİS: bkz. BLOG ‘’PHASELİS’’

    PHELLOS: Φέλλος, Antalya ilinin Kaş ilçesine bağlı Pınarbaşı mahallesinde bulunan antik Likya kentidir. Kaş’ın (Antiphellos) kuzeydoğusunda deniz seviyesinden yaklaşık 950 metre yükseklikte Fellen-Yayla mevkiinde yer alan Phellos Antik Kenti kalıntılarına, Demre-Kaş karayolu üzerindeki Ağullu yerleşiminden Çukurbağ yönüne devam edilerek ulaşılır.

    Phellos kentine ilk kez coğrafyacı Hekataios tarafından İÖ 500 civarında değinilmişse de bir hata yaparak şehrin Pamfilya ’da olduğunu söyler. Phellos ve Antiphellos Yunanca isme sahip birkaç Likya şehrinden biridir. “Taşlık ülke” anlamına gelen Phellos sözcüğünün Likya dilindeki karşılığı ise “Vehinda” dır.


    Phellos Antik Kenti mevcut kalıntısıyla büyük bir yerleşme yerinden çok bir savunma şehri, müstahkem mevki görünümündedir. Phellos’ta akropolü çevreleyen ve yer yer poligonal tekniğin görüldüğü sur dışında fazla yapı kalıntısına rastlanmaz. Yaklaşık 550 metre uzunluk ve 200 metre genişliğindeki bir alana yayılmış olan Phellos Akropolisi, tümüyle surlarla çevrelenmiş olup bölgenin doğal oluşumu kireçtaşı bloklardan inşa edilmişlerdir. Surlarla bitişik doğu ve güney yönündeki kuleler ise rektagonal tekniktedir. Akropolün batı kenarında yer alan ev tipi kaya mezarı, Likya’nın ahşap ev mimarisini kaya gömütüne yansıtmış en özgün örneklerden birisidir.

    PİNARA: (Likçe: Pilleñni; Yunanca: Πίναρα, eskiden Artymnesus veya Artymnesos). Fethiye yakınlarındaki Likya antik kenti. Fethiye'ye 45 km mesafede Minare Köyü yakınında bulunmaktadır.


    Likya dilinde Pinale veya Pinara kelime olarak "yuvarlak" anlamına gelmektedir. Truva Savaşı'nda, Truvalıların müttefikleri arasında yer aldığı İlyada'da belirtilen Pandarus anısına Pinara'da bir kült geleneği yerleşmişti. Bu da Pandarus ‘un Pinara'nın yerlisi olduğu sonucuna varılmasına neden oluştur. Ayrıca, mitolojiye göre Xanthos'un nüfusu çok artınca yaşlılardan bir grup kentten ayrılarak Kragos Dağı'nın (Babadağ) eteklerinde yuvarlak bir tepe üzerinde Pinara kentini kurmuşlardır. Pinara Likya birliği kentleri arasında 3 oya sahip olanlardan biridir. Bu da kentin döneminde önemli bir konuma sahip olduğunu göstermek, kalıntılar da bu görüşü doğrulamaktadır. Ancak Pinara ile ilgili tarihi ve epigrafik kayıtlar son derece azdır. Birkaç büyük deprem geçirmiş olan kent MS 8. yüzyıldan sonra önemini bütünüyle yitirmiştir.


    PYDNAİ: Muğla ilinin Fethiye ilçesi yakınlarındaki Patara kumsalının batı ucunda yer alan antik Likya kentidir. Kentin kale surları günümüze kadar gelmiştir.



    Patara Plajı’nın batısında bulunan Pydnai Antik Kenti aslında askeri savuma üssü. Savunma dediğimizde akla ilk gelen kale. Kale hem tepede olması itibariyle gözlem yapabilme hem de şehri fethetmek için ulaşılması zor bir üs olma niteliği taşıyor. Burası 11 adet dikdörtgen kule yapısıyla ve askerlerin hızlıca tırmanmaları için çıkıntılı basamaklar bulunuyor. Siperler hem limanı hem de üst duvarları koruyarak bir barikat oluşturuyor. Ayrıca buradan Patara Plajı’nın eşsiz manzarasını görmek mümkün. Duvarların iç kısmında kilise kalıntıları var. Alan makilikler ve zeytin ağaçlarıyla kaplanmış durumda. Şehri 1811 yılında arkeolog tarihçi Amiral Francis Beaufort sahilde bilimsel araştırma yaparken keşfetmiştir. 

    RHODİAPOLİS: Antalya il sınırları Kumluca ilçesi yakınlarındaki antik kent. Antalya İli Kumluca İlçesi'nin 2,5 kilometre (1,6 mi) kuzeyinde tepe üzerinde ve eteklerinde kurulmuştur. 


    Kültür ve Turizm Bakanlığı ve Akdeniz Üniversitesi birlikteliğinde 2006 yılında kazılmaya başlanmıştır. İsminden dolayı Rodos kolonizasyon dönemi kuruluşu olduğu kabul edilir. Ancak daha önce de var olduğuna dair bilgiler vardır. 1892'de ilk kez Avusturyalı arkeologlar tarafından keşfedilmiştir. Kentin en ünlü siması MS 2. yüzyılda yaşamış ve tüm Likya kentlerine yardım etmiş olan en ünlü euregetes (yardımsever) Opramoas'tır. Opramoas'ın anıt mezarının duvarındaki yazıt, Anadolu'nun en uzun Antik Yunanca yazıtı olma özelliğini taşır.

    Rhodiapolis Antik Kenti Likya birliğine dahil olup Rodos’lular tarafından kurulan bir koloni şehri olduğu bilinmektedir. Likya dilinde farklı isimlerle telaffuz edildiği düşünülen şehire Wedrenni, Wedrennehi dendiği kayıtlarda yer almaktadır.

    Rhodiapolis Antik Kenti’ni özel ve önemli kılan noktalara değinmek gerekirse birincisi; Dünya üzerindeki ilk hastane kompleksinin burada kurulmuş olmasıdır. M.Ö. 575 yılında tıp, felsefe gibi alanlarda önemli çalışmalar yapan Herakleitos tarafından kurulmuş olan hastane kompleksiyle Rhodiapolis her bölgeden şifa arayan insanların akınına uğramış ve altın çağını yaşamıştır.


    Rhodiapolis’i özel kılan ikinci şey ise tabi ki tüm Likya kentlerine yaptığı hayırseverliklerle tanınan Opramoas’tır. Birçok kez birlik tarafından onurlandırılan Opramoas, M.Ö.141 yılında gerçekleşen depremden sonra tüm Likya Kentlerine yaptığı maddi yardımlar ile daha fazla ünlenmiştir. Opramoas, tüm Likya kentlerinin vatandaşlığına sahip olan tek kişidir. Roma İmparatoru Hadrian’ın anılarında da adı geçen Opramoas; “Likyalı tüccar Opramoas’a ait gizli raporlarının Palma tarafından alaya alındığını anlatır.” Ayrıca kayıtlar sayesinde Opramoas’ın Likya Birliği yöneticisi olduğu ve Roma İmparatoru Antonius Pius ile sürekli iletişimde olduğu da bilinen bir gerçektir.


    SİMENA: Antalya ilinin Kaş- Demre arasında yer alan, günümüzde Kaleköy olarak adlandırılan antik Likya kenti. Simena antik kent tarihi hakkındaki en net bilgiler MS.1.yüzyılda Roma İmparatorluğu komutanı, filozof Plinius tarafından anılmış olmasına rağmen bölgede yapılan arkeolojik yüzey çalışmaları ve bilimsel araştırmalar neticesinde kent tarihinin yakın bilgileri Likya döneminde yazılmış kitabe ve Aperlai’de bulunan gümüş sikkeden kuruluş tarihinin MÖ.4. yüzyıl başlarında imar edildiği sanılmaktadır. Küçük Likya bölgesi kent yerleşimi olan ören yeri günümüze dek ayakta kalmış yapılarından biri antik kenti çevreleyen kale ile karşımıza çıkmaktadır.


    Kent, Aperlai başkanlığında Apollonia ve İsinda’nın da dâhil olduğu bir federasyona üyesi olduğu antik kayıtlarda geçmektedir. Simena antik yerleşim Türkiye’de denizden ulaşılabilen nadir antik kentlerinden biridir. Kekova Adası ve çevresindeki kıyılarda doğal, kültürel ve coğrafi değerlerin korunması amacıyla oluşturulmuş olduğu sanılmaktadır. 260 kilometrekare alanı kaplayan Kekova Özel Çevre Koruma Alanı’nın içerisinde yer alan Simena Antik Kenti, birinci derece arkeolojik sit alanı olarak tescillidir. 


    SURA (Soura): Antalya'nın Demre ilçesi yakınlarında bulunan antik Likya kentidir. Günümüzde bu bölgede bulunan köyün adı da Sura'dır. Sura Antik Kenti, MÖ IV. yüzyılda varlığını sürdürmüştür. Antalya, Kale ilçesine (Demre) 6 km. uzaklıktaki Sura Köyü’nün yakınındaki, Myra Antik Kenti’ne yakın bir harabedir. Likya (Likya) Birliği içinde 2 oy hakkı olan Sura Antik Kenti, Çayağzındaki Andriake harabelerinin hemen üzerindedir. Bugün Kaş’a giden yol, Sura Antik Kentinin içinden geçmektedir. Andriake’ den Kaş’a giden yolda buradan geçmektedir. Soura, Helen dilinde “Soura halkı” anlamında bir sözcüktür.

    Soura Antik Kenti Federasyonun Kehanet Merkezidir ve Akropolün batısında bulunan Apollon Tapınağı en önemli mabetlerindendir. Rahipler burada et dolu şişleri suya batırarak balıkların eti yiyip yememesine göre kehanette bulunuyorlardı.


    SİDYMA: (Yunanca: Σίδυμα), Muğla'nın Seydikemer ilçesinde bulunan bir Likya kentidir. Muğla Seydikemer ilçesinin 51 km. güneyinde yer alan Dodurga köyü sınırları içerisinde yer alır. Fethiye- Kaş karayolunun 50. kilometresinde, ana yoldan10 km. içeride bulunmaktadır. Roma dönemine ait antik yerleşim izleri görülmektedir.


    Kentin ismi tarih sahnesinde M.S. 450-457 yıllarında imparator olan Marcianus’un başından geçen bir olayla ilgili olarak anılır. Mitolojiye göre basit bir asker olarak Perslere karşı savaşa katılan Marcianus, yolda hastalanınca birliğinden ayrılıp Sidyma da kalır. Kentte iki erkek kardeşle dostluk kuran Marcianus’a kardeşler, hastalığı boyunca bakarlar. Biraz iyileştiğinde kardeşlerle ava çıkan Marcianus öğle vakti dinlenmek üzere uzanıp uykuya dalınca, güneşte kalan bedenine büyükçe bir kartalın havada kanatlarını iki yana açarak gölge yaptığını gören kardeşler olayı uyandığında Marcianus’a anlatırlar. Bunun imparatorluk belirtisi olabileceği şeklinde yorumlarlar. Marcianus da bunun mümkün olamayacağını ancak ilerde böyle bir durum olursa iki kardeşi kentin ulu kişileri yapacağı yönünde söz verir. Yıllar sonra II. Theodosius’un ölümünden sonra tahta geçen Marcianus kardeşlere verdiği sözü tutarak onları Likya’nın en yüksek mevkilerine getirir. 


    Antik kenti J. A Schonborn 1842 yılında, Rodos'a gitmek üzere kalkan bir gemiye yetişirken keşfetmiş. SI damgasıyla Sidyma'da bulunmuş olan Milattan önce 1. yüzyıla ait gümüş sikkeler, antik kentin Likya Birliği üyesi olduğunun kanıtı. Sidyma'dan günümüze kadar kalmayı başarmış Roma dönemine ait Artemis Tapınağı ve Tiyatrosu, farklı mimarisiyle kaya mezarları, hamam ve kilisesinin yanında bugün sütunlarıyla Dodurga köyünün Asar mahallesinin ortasında, mahalleye sahip çıkar edasıyla dimdik duran Stoa, antik kentin bütününü tamamlarcasına resimde yerini alıyor.

    TELMESSOS: bkz. BLOG ‘’TELMESSOS’’

    THEİMUSSA (Kale iskelesi): Antalya ili Demre İlçesi Üçağız Köyü yakınlarında bulunan antik Likya kenti. Şehrin tarihi hakkında pek bilgi yoktur, ancak bir kitabeden tarihinin M.Ö. IV. yüzyıla kadar indiği anlaşılmaktadır. Nasıl ki Kaleköy'deki komşusu Simena, Apollonia-İsinda-Aperlai ile birlik oluşturmuşsa Theimussa’da, Myra ve Kyaenai ile bir birlik oluşturmuş olup Likya Birliğinde temsil edilmekteydi. Myralılar korkulu rüyaları haline gelen korsan baskınlarına karşı ticaretlerini kolaylıkla yapabilmek için kendilerine alternatifler aramayı ihmal etmemiş, konum itibariyle sakin ve korunaklı bir liman olan Theimiussa Antik Kenti’ni, Kyaneaelılarla birlikte ortak kurmuş ve ticaretlerini buradan da yürütmeyi uygun bulmuşlardı.


    TLOS: bkz. BLOG ‘’BELLEROPHONTES & PEGASUS’’ 

    TREBENNA: Antalya merkeze yaklaşık 20.km mesafede Geyikbayırı mevkiinde yer alan antik Likya kenti. Konyaaltı ilçesi Geyikbayırı ve Çağlarca köylerinden geçilerek orman yoluyla ulaşılan, denizden 700 metre yüksekteki Trebenna Antik Kenti, Likya, Pamphylia ve Pisidia kavşağında bir sınır kenti olarak dikkat çekiyor. 


    Trebenna'nın Luwi dilindeki orijinal adının "TREBEWANA" yani "TREBE ÜLKESİ" olduğu tezi kabul görmektedir ancak Yunanca ve Latince bir anlam içermeyen Trebenna isminin ne manaya geldiği konusunda dil bilimciler henüz bir fikir beyan etmemiştir.


    Trebenna’nın Helenistik ve öncesi dönemdeki varlığına dair ne antik literatür verisi ne de epigrafik ve arkeolojik veri bulunmamaktadır. Ancak Helenistik Dönem ‘de Termessos’un, bir yazıta göre İ.Ö 281–280 yıllarında Ptolemaios’ların egemenliğinde oluşundan ötürü, aynı egemenliğin Trebenna’nın bulunduğu topraklarda da olması muhtemeldir. Yine aynı şekilde Apameia Barışı'ndan sonra (M.Ö 168) Bergama’nın ele geçirdiği Torosların doğu tarafındaki yerler içerisinde Trebenna topraklarının bulunması olasılığı vardır. II. Eumenes (İ.Ö 197–160) Pamphilya’nın batı topraklarını krallık topraklarına katmıştır. İ.S. 3'ncü yüzyıl Trebenna için oldukça parlak bir dönem olmuştur.

    13 yaşında Roma tahtına geçen, 242 yılında Asya seyahatine çıkan İmparator III. Gordianus (İ.S 238–244) pek çok Likya kenti gibi Trebenna ’ya da sikke basma özgürlüğü vermiştir.


    Kentte yer alan Likya tipi lahit mezarlar yerleşimin özellikle Roma döneminde Likya'ya bağlı olduğunu göstermekle beraber kentin Bizans döneminde resmen bir Pamfilya kenti olduğu bilinmektedir. Roma ve Bizans dönemi izlerini Antik temellerinde barındıran kent, Likya sınırları içerisinde yer alır. Ormancılık ve tarımla geçindiği bilinen Trebenna, üzüm ve zeytinyağı üretiminde Likya’nın önemli kentlerinden biri konumundaydı.

    12. yüzyıl sonlarına kadar kent bir Bizans kenti olarak varlığını sürdürmüştür. Trebenna’nın, Attaleia ve çevresinin Türklerin eline geçmesiyle birlikte terk edildiği tahmin edilmektedir.

    TYBERİSSOS: Antalya ilinin Demre ilçesi Çevreli Köyü yakınlarında bulunan antik Likya kenti.



    TYPALLİA: Antalya merkeze 27 km mesafede Çitdibi Köyü Karabel mevkiinde yer alan antik Likya kenti.


    Antik kent “Likya” ve “Pisidia” arasında tam sınırda bir konumda bulunduğundan, hangi birliğe ait olduğu halen arkeologlar arasında bir tartışma konusudur. Kitanaora’dan başlayan ve Kosara üzerinden Trebenda’ya doğru devam eden Antik Roma Yolu üzerinde yer almaktadır. M.Ö. 500 – M.S. 300 arasında üç dönem (Helen Öncesi, Helen ve Roma) varlığını sürdüren ve üç Psidia şehri olan Trebenda, Typallia ve Onobara ile birlikte Termessos ile siyasi birlik oluşturan kent, bir garnizon yerleşkesidir. 


    1994 yılında Patara’da bulunan ve M.Ö. 41-51 yılları arasında Likya bölgesinin yol sistemini de gösteren “Stadiasmus Patarensis” (SP) adlı Roma devlet kaydında, Typallia Antik Kenti’nin adının geçmesi, kentle ilgili en önemli belgelerden biridir. 


    Typallia Antik Kenti’nin adının geçtiği ikinci önemli belge ise St. Mitchell tarafından Bayat Köyü’nde yapılan çalışmalar sırasında Termessos ve Isında antik kentleri arasında bulunmuş, İ.Ö 30 yıllarına tarihlenen bir yazıttır. Yazıtın Typallia Komutanı Trokandas için Termessos şehrinin verdiği onur belgesi olduğu anlaşılmaktadır. Yazıtta Termessos şehriyle siyasi bir birlik oluşturan Typallia şehir devletinin, Galatlarla Sandaliotlar arasındaki savaşta destek amaçlı askeri birlikler gönderdiği ve başta kumandan Trokandas olmak üzere, savaşa katılan Typallialıların bu çalışmaları sırasında büyük yararlılıklar gösterdikleri anlaşılmaktadır. Yazıtta bu ibarenin yazılı bulunması tarım alanlarını koruma için Torosların iç kısımlarına kurulan garnizon şehirlerinin bölgedeki siyasi ve ekonomik güveni sağladığı savını destekler niteliktedir.

    TRYSA: Antalya ili Demre ilçesi Davazlar köyü yakınlarında yer alan antik Likya kenti. Trysa, Kaş-Demre karayolu üzerinde bulunan Davazlar Köyü'ne 1 km uzaklıkta bulunan Gölbaşı Mahallesi'ndeki bir tepe üzerinde bulunur. Kyenai Antik Kenti'nden 6 km devam ederek ve Likya Yolu parkurunu izleyerek de Trysa'ya ulaşmak mümkündür. Kentte bulunan anıtlardan bazıları Likya tarihinin en erken örneklerini oluşturur. Kentin kalıntıları, teraslanmış bir tepe üzerinde, yaklaşık 550 metre uzunluğunda bir alana yayılmıştır.


    Antik kaynaklarda Trysa'dan bahsedilmez, kentin tarihte de pek önemli bir rolü ya da yeri yoktur. Trysa'nın İsmi, yazıtlar yardımıyla bilinen yerleşimin, Likya Birliği tipinde olan sikkeleri üzerinde "TR" kısaltması şeklinde bulunur. M.Ö. 2. yy'a ait Likya Birliği kayıtlarında adı geçen kentin eski tarihiyle ilgili bilgilerimiz bunlarla sınırlıdır.

    Fakat kentin yakın tarihiyle ilgili bilgi sahibi olmamızı sağlayan ve Trysa'yı Likya arkeolojisi için önemli bir nokta haline getiren durum ise; Heroon'dan 1882 yılında Avusturyalılar tarafından kaçırılan ve Viyana Sanat Tarihi Müzesi'nde sergilenen frizlerdir. Heroon'u ilk olarak Alman öğretmen J. August Schonbörn 1841 yılında keşfetmiştir. Günlüğüne yazdığı cümleler nasıl büyülendiğinin kanıtıdır:


    "İşte, önümdeki betimlemeler Homeros'un Troia Savaşı'nın ta kendisi. Böyle bir eseri daha önce görmüş değilim... İddia ederim, böyle bir eseri her müze elde etmek ister..."

     Schonbörn frizleri Berlin'e götürmek ister ama başaramaz. Ondan 42 yıl sonra Trysa'ya gelen O. Benndorf, Heroon'u tekrar keşfeder ve o da günlüğüne yazdıklarıyla hayranlığını gizlemez:

    "Dünyanın yedi harikasından biri olan Mauseleum'un öncüsü..."

    1882 yılında tekrar Trysa'ya gelen Benndorf, frizleri parçalar halinde Viyana'ya taşır. O zamanlar Osmanlı'da 'Eski Eserler Nizamnamesi' adı altında yer alan bir uygulamayla, eserlerin 1/3'ü kazıyı yapana, 1/3'ü kazı alanının sahibine ve diğer kısmı da devlete bırakılması gerekiyordu. Fakat Benndorf, yasalardaki boşlukları kullanarak devlete sadece, bugün İstanbul Arkeoloji Müzesi'nde sergilenen ve müzenin önemli eserlerinden biri olan Trysa Lahidi'ni bırakmıştır.

    İLLÜSTRASYON


    Meşhur Heroon, Trysa'nın kuzeydoğu ucunda bulunur. M.Ö. 4. yy'ın başlarına tarihlenir. Heroon, Likya'nın özgün taşı kalkerden inşa edilmekle beraber 23x27 metrelik bir alanı kaplar. Heroon ‘un içinde, yaklaşık 18 metrekare büyüklüğünde kapalı bir alanda yer alan ve ana kaya kesilerek yapılmış lahit bulunur. Bu kapalı alanın içini 3 metre yüksekliğinde bir duvar çevirir. Dış yüzünün güney tarafında ise, iki yatay bant şeklinde mitolojik sahnelerin kullanıldığı bir friz bulunmaktaydı. Bu frizlerde resmedilen sahneler arasında Yunanlılar ve Amazon'lar arasında gerçekleşen savaşlar, Kentauroslar ve Lapithler arasındaki çarpışmalar, İlyada ve Odysseia'dan bölümler, Theseus'un yaptıkları ve Thebes'e karşı Yediler'den parçalar bulunmaktadır. Diğer pek çok figürün ise ne olduğu belirlenememiştir.

    Kaynaklar



    İLETİŞİM

    satis@villaotelim.com
    0 549 358 56 57
    Atatürk Mah. Ataşehir Bulvarı
        Gardenya 7/1 Daire: 1 İstanbul
    Sitemizde anılan tüm fiyatlar, geçerli kartlar ile tek ödemede, en ucuz başlangıç fiyatlardır ve yeterli kontenjan olması durumunda geçerlidir.