KAYIT    İLETİŞİM
 Türkçe | ₺

Xanthos


Xanthos

13.05.2021

XANTHOS

  (Likçe: Arnna), Fethiye’ye 46 kilometre uzaklıktaki Kınık Beldesi'nde yer alan şehir, Xanthos Nehri (Eşen Çayı) kenarındaki ovaya hâkim iki tepe üzerinde kurulmuştur. İlki Eşen Çayı’nın kenarından sarpça bir kayalık şeklinde yükselen surla çevrili Likya Akropolü, ikincisi ise kuzeydeki daha yüksek ve geniş olan Roma Akropolü ‘dür. Likya Birliği’nin idari merkezi olarak nitelenen Xanthos ’un ismi Likya dilinde yazılmış kitabelerde ARNNA şeklinde geçmektedir. Kaş karayoluna 70 km uzaklıkta bulunmaktadır. Antik Çağda Likya'ya başkentlik yapmıştır.

UNESCO tarafından ’Dünya Kültür Mirası’ listesine alınmıştır. Antik kent ovaya hâkim iki tepe üzerine kurulmuştur. Birincisi Eşen Çayı kenarından sarpça bir kayalık şeklinde yükselen surla çevrili Likya Akropolü yer almakta, kuzeyde kalan ikincisi Akropol ise daha yüksek ve geniş olan Roma Akropolü bulunmakta.


1950'de Fransızların başlattığı kazı çalışmaları 2011'den itibaren Akdeniz Üniversitesi Arkeoloji Bölümü kazı ekibince devam ettiriliyor.

Kazı Başkanı Prof. Dr. Burhan Varkıvanç’ın gözüyle ve sözüyle Xanthos:

Xanthos özellikle arkaik ve klasik dönemler içerisinde İsa'dan önce 7. yüzyıldan başlayarak 5. yüzyıla kadar bölgenin en önemli kenti konumundaydı. Xanthos, Anadolu'da UNESCO miras listesine giren kentlerin de başında geliyor. Kent, Letoon ile değerlendirilerek beşinci alan olarak listeye alınmıştır. Letoon başlangıçta Xanthos'a bağlı bir kutsal alan iken daha sonra tüm bölgenin kutsal alanı olmuştur. Kentin uzun yıllar bölgenin en büyük kenti konumunda olması, idari ve ekonomik anlamda üst düzey bir yer olması sebebiyle UNESCO'nun listesinde bulunmaktadır. Bölgeyi idare edenlerin kentte yaşamasının özellikle anıt mezarların ve diğer yapıların inşa edilmesinde büyük etken olduğunu belirtmek gerekir. Hemen her yöneticinin bir anıt mezara gömüldüğü ve mezarların büyük çoğunluğunun da günümüze kadar geldiğini görebilmekteyiz. Kentte bulunan ve bölge dışında örneğine hiçbir yerde rastlanamayan 15 tane büyük bezeli yazıtlı mezar anıtları bölgenin kültürünün yaşatılması ve tanıtılmasında büyük etken konumundadır.

 

Xanthos, bölgenin önder kenti olması nedeniyle tarihte birçok kez saldırıya uğramıştır. Örneğin İsa'dan önce 6. yüzyılın ortalarında Persler tarafından işgal edilmiş olup daha sonra Atinalı komutan Kimon'un saldırısına maruz kalmıştır. Bundan yaklaşık 400 yıl sonra da Romalı Brütüs tarafından işgal edilmiş olup Perslerin ve Brütüs’ün işgalleri tarihçi Herodot tarafından da yazılarak belgelenmiştir. Kentin önemini ve bölgedeki gücünü vurgulamak için bir de efsane ortaya konulduğunu dile getirmek lazım zira söz konusu efsane de birçok ziyaretçiyi bu kente çekmekte. Efsaneye göre kenti koruyamayacağını anlayan erkekler, çocuk, yaşlı ve kadınları Likya akropolüne sokarak orayı yakmışlarmış. Daha sonra kendileri de sonuna kadar savaşarak ölmüşler. İşte bu dramatik süreç tarihte hep anlatılagelir.

Büyük İskender'in kenti işgal etmesinden sonra Likya kültürü kaybolmaya yüz tutmuş ve farklı bir kültürel süreç başlamıştır. Resmi dil olarak Yunanca oturmaya başlamış olup süreç içinde Likya’nın kültürü de ortadan kalkmıştır. Bölgenin en büyük kenti olma özeliğini de Patara’ya kaptırmıştır.

Xanthos'ta 3 agora, büyük bir ana cadde vardır. Taş kaplamalarıyla Anadolu'nun en iyi ele geçen caddelerinden birisi buradadır. Yazıtlarda anlatılan ama henüz tespit edilemeyen bir meclis binası da bulunmaktadır. Roma dönemine ait çok sayıda anıt mezar bulunuyor ve ayrıca büyük bir rezidans, bey sarayı ve tiyatro da mevcuttur.

Kentin UNESCO dünya miras listesinde yer alması şüphesiz tanınmasına katkı sağlamaktadır.

YAZITTAKİ AĞIT


EVLERİMİZİ MEZAR YAPTIK, MEZARLARIMIZI EV…

YIKILDI EVLERİMİZ, YAĞMALANDI MEZARLARIMIZ.

DAĞLARIN DORUĞUNA ÇIKTIK, TOPRAĞIN ALTINA GİRDİK,

SULARIN ALTINDA KALDIK GELİP BULDULAR BİZİ,

BOZDULAR BİRLİĞİMİZİ, ALTÜST ETTİLER BİZİ,

YAKIP YIKTILAR YAĞMALADILAR BİZİ!

BİZ Kİ; ANALARIMIZIN,

KADINLARIMIZIN VE ÖLÜLERİMİZİN UĞRUNA,

BİZ Kİ; ONURUMUZ VE ÖZGÜRLÜĞÜMÜZÜN UĞRUNA,

TOPLU ÖLÜMLERİ YEĞLEYEN BU TOPRAĞIN İNSANLARI,

BİR ATEŞ BIRAKTIK GERİDE…

HİÇ SÖNMEYEN VE SÖNMEYECEK OLAN!

Xanthos kazıları sırasında bulunan yazıt üzerindeki şiir

Azra Erhat tarafından çevrilmiştir.

Homeros’un sözleriyle…

Xanthoslular Truva savaşında Truvalıların yanında savaşa katılmıştır; Likya birliğine başkentlik yapmış bu kentin M.Ö. 1200’e kadar giden tarihini, Truva Savaşı’na katılan Likyalıların başındaki komutanın Xanthoslu olduğunu söyleyen Homeros sayesinde öğreniyoruz. Bu komutan, Yunan mitolojisine göre Zeus ile Laodamia’nın oğlu, Likyalı prens, adalet severliği ile tanınmış Anadolulu, Truvalıların baş kahramanlarından birisi olan Sarpedon’un Hektor’a ’a seslenişi:

BEN TA UZAKLARDAN GELDİM YARDIMA

  ANAFORLU XANTHOS'TAN GELDİM, UZAK LYKİA'DAN

  SEVGİLİ KARIMI, YAVRUMU KODUM ORADA,

YOKSULLARIN GÖZ DİKECEĞİ BİR SÜRÜ MAL MÜLK KODUM,

  SAVAŞA SÜRÜYORUM LYKİALILARI GENE DE,

  KENDİM DE EN ÖNDEYİM İŞTE BAK"

Mitoloji

Likya toprakları ile ilgili ilk yazılı bilgilere Konya-Ilgın’da bulunan bir yazıtta ulaşılmıştır. M.Ö. 1240-1220 yıllarında hüküm süren Hitit Kralı IV. Tudhaliya’nın Lukka topraklarına düzenlemiş olduğu seferler hakkında bilgiler içeren yazıt, o dönem Likya kentlerinin isimleri ile alakalı bilgiler de vermektedir. Yazıtta Xanthos ’tan ‘’Avarna’’ olarak bahsedilmektedir.

Bundan sonraki süreçte ise Truva Savaşına destek amaçlı asker gönderen Likyalılardan Homeros İlyada ’da bahseder: Bellerophontes ’in soyundan geldiği düşünülen Likyalı Glaukos ve Sarpedon Truvalılara destek vermek için savaşa giden Likyalıların başındadır. Sarpedon savaşta hayatını kaybeder ve Zeus’un oğlu olarak bahsedilen Sarpedon, Apollon eşliğinde Hypnos (Uyku) ve Thanatos (Ölüm) tanrıları tarafından Xanthos Vadisine getirilir.

HYPNOS ve THANATOS SARPEDON’u taşırken


Sarpedon’un mezarının da Xanthos ’ta olduğu düşünülüyor. Bahsedilen bu efsaneler en azından Xanthos ‘un o dönemlerde de var olduğunun göstergesi sayılabilir.

Kanında Esaret Olmayan Bir Millet ‘Xanthoslular’

Antik Dönemde düşman kentleri savaş sonrası ele geçirildiğinde kentte yaşayan tüm erkekler öldürülür, bebekler ve çocuklar surlardan aşağı atılarak yok edilir ve kadınlara tecavüz edilerek kendi soylarından gelen çocukları olmaları sağlanırdı.

Xanthos halkı bu duruma düşmemek için tarihlerinde iki kez toplu şekilde intihar etmiştir:

M.Ö. 546 yılında Persler Anadolu’yu ele geçirmeye başladıklarından sıra Xanthos’a gelmiştir. Özgürlük için intihar eden insanlar sözünün ortaya çıkmasına sebep olacak olan kuşatmadır. Pers Komutan Harpagos tarafından kuşatılan Xanthosluların önce ailelerini yakarak öldürdükleri ve ardından kendilerinin savaşarak öldüklerinden bahsedilir.

Herodot: ’Ἡρόδοτος’, Herodotos, Antik Yunan tarihçi


Herodot’un sözleriyle…:

“Likyalılara gelince, Harpagos Ordusu Ksanthos Ovasına indiği zaman onlar da karşı koydular. Bitmez tükenmez kuvvetlere karşı az sayı ile dövüştüler. Yiğitlikle nam aldılar ama yenildiler. Kentlerine geri atıldılar, kadınları, çocukları, hazineleri ve köleleri kaleye doldurdular ve alttan yandan ateşe verdiler, öyle ki yangın kaleyi yerle bir etti. Bundan sonra birbirlerine korkunç yeminlerle bağlanarak düşmana saldırdılar ve Ksanthos’ta oturanların tümü de savaşarak ölmüş oldular. Bugün bütün Likya’da kendilerini Ksanthoslu diye tanıtanların, seksen ev dışında, hepsi de yabancıdır. Bu seksen aile o zamanlar ülkenin dışında bulunuyordu; bundan ötürü hayatta kalmışlardır. İşte Harpagos Ksanthos’u böyle aldı...”

Strabon ’un sözleriyle…

Strabon Likya Birliği ve Xanthos için şu ifadeleri kullanır:

“Oy hakkını paylaşan 23 kent vardır. Hangi kenti uygun gördüklerini seçtikten sonra her kentten temsilciler birleşerek orada genel bir kongrede toplanırlardı. Kentlerinin en büyüklerinin 3, orta büyüklükte olanların 2 ve geriye kalanların da 1 oy hakkı vardı. Keza bunlar aynı oranda yardımlaşmalar ve diğer komünyonlara (Kişisel harcamalarla yapılan kamu hizmeti) ödemeler yaparlardı. Artemidoros, en büyük altısının Xanthos, Patara, Pınara, Olympos, Myra ve Tlos olduğunu söylüyor. Kongrede onlar önce bir Lykiarkhes ve sonra birliğin diğer memurlarını seçerlerdi ve gene burada genel adalet kurulu oluşturulurdu...”

“...Eski zamanlarda insanların Sirbis olarak adlandırdığı Ksanthos Irmağına gelinir. Bu ırmaktan yukarıya doğru kayıkla 10 stadion çıkılınca Letoon’a ulaşılır ve tapınağın gerisinde 60 stadion ilerleyince Likya’nın en büyük kenti olan Ksanthos’a gelinir...

Biraz Tarih…:

Pers hakimiyeti devam ederken Atinalılarla Persler arasında gerçekleşecek olan Eurymedon Savaşında Xanthoslular Atinalılara istediği desteği vermezler. M.Ö. 469 yılında Eurymedon Irmağı açıklarında, Aspendos yakınlarında gerçekleşen muharebeyi Atinalı Kimon kazanır ve ardından kendisine destek vermeyen Xanthoslulardan intikam almak için tüm şehri yakıp yıkar.

Pers hakimiyetine son veren ise Büyük İskender olur. M.Ö. 334 yılında Troas’ta (Biga Yarımadası) Granikos Çayının yakınlarındaki Granikos Savaşını kazandıktan sonra güneye yönelir ve M.Ö. 333’te Xanthos daha fazla direnemez ve düşer. Büyük İskender’in ölümüyle beraber Ptolemaioslar ve ardından III. Antiochos ile Seleukosların Xanthos’ta hakimiyet sağlarlar.

M.Ö. 190 Magnesia Savaşı ve 2 sene sonra M.Ö. 188’de imzalanan Apameia Barışı ile kısa bir Rodos hakimiyeti ve ardından Roma’nın da desteği ile M.Ö. 168’de bağımsızlıklarını elde ederler.

M.Ö. 44 yılında ise Julius Caesar’ın öldürülmesinin ardından kendilerine destek arayan Brutus ve Cassius, Likya Bölgesine geldiklerinde destek görmezler. Bu sebeple Xanthos şehri tamamen yakılıp yıkılır ve savaşa zorlanırlar. Pers istilası sırasında Heredot’un anlattığı toplu intihar olayının benzerinin bu sırada da yaşandığı söylenir. Ancak Roma’ya sadık kalan Likya ve Xanthos bir süre sonra hak ettiği huzurlu günlere kavuşacaktır.

M.S. 43 yılında Roma İmparatoru Likya’nın özerk durumuna son verip bir eyalet haline getirir. Tabii bu süreç içerisinde başkent artık Patara kentidir.

Tarihte acılarla dolu kent olarak bilinen Xanthos, hazin savaşlara ev sahipliği yapmış bir şehir. Okudukça, araştırdıkça üzülüyor insan. Her savaşta yıkılıp yeniden ayağa kalkmayı başarmış Xanthos, Roma İmparatoru Markus Aurelius tarafından yeniden imar edilmiştir.

Bundan sonraki Bizans yani Doğu Roma egemenliği ile beraber Hırisyanlık da yayılmaya başlar ki bir süre sonra büyük Likya kentleri birer piskoposluk merkezine dönüşmeye başlar. Xanthos da bunlardan birisidir. Bu andan itibaren başkentlik de Myra’ya geçer. Uzun bir Bizans hakimiyeti ardından Arap akınları ve depremler ile terk edilen Xanthos’ta 11. yüzyılda yeniden yerleşim ortaya çıkar. Hepimizin bildiği klasik tabir ile 1071 Malazgirt Zaferi Anadolu’ya giren Türk boyları Likya dağlarına yaklaşmaya başlarlar. Kınık boyundan Türklerin Xanthos’un hemen yanına kurdukları aynı isimle adlandırılan yerleşim, 13. yüzyıldaki yangın sonrası tekrar önemini kaybetmeye başlar.

1207 yılında Anadolu Selçuklu Sultan’ının Antalya’yı ele geçirmesiyle artık Türk egemenliği ortaya çıkmaya başlar. Ardından beylikler dönemi 1426 ile Osmanlı bölgede hüküm sürmeye başlar.

18. yüzyılda ise Osmanlı isyan çıkaran Rumları Xanthos’a gönderir ama bir daha Ksanthos gelişmez. Hatta 19. yüzyılda bölgeye gelen seyyahlar kent içerisinde tek tük insanların yaşadığından bahseder.

Ve biraz da felsefe…


Xanthos, Likya birliklerinin en büyüğü ve en savaşçı kimliğe sahip halkıdır. Bu savaşçı kimliklerini ortaya koyan 9.yüzyılda yazılmış bir duvar yazısında şöyle denmektedir; 

  • Gürültü patırtının ortasında sükûnetle dolaş, sükûnette huzur bulunduğunu unutma.
  • Başka türlü davranmak açıkça gerekmedikçe herkesle dost olmaya çalış.
  • Sana bir kötülük yapıldığında verebileceğin en iyi karşılık unutmak olsun.
  • Bağışla ve unut ama kimseye teslim olma.
  • İçten ol; telaşsız kısa ve açık seçik konuş. Başkalarına da kulak ver. Aptal ve cahil oldukları zaman bile dinle onları çünkü dünyada herkesin bir öyküsü vardır.
  • Yalnız planlarının değil, başarılarının da tadını çıkarmaya çalış. İşinle ne kadar küçük olursa olsun ilgilen, hayattaki dayanağın odur. Seveceğin bir işi seçersen yaşamında bir an bile çalışmış ve yorulmuş olmazsın. İşini öyle seveceksin ki başarıların bedenini ve yüreğini güçlendirirken verdiklerinle de yepyeni hayatlar başlatmış olacaksın.
  • Olduğun gibi görün ve göründüğün gibi ol. Sevmediğin zaman sever gibi yapma.
  • Çevrene önerilerde bulun ama hükmetme.
  • İnsanları yargılarsan onları sevmeye zamanın kalmaz.
  • Aşka burun kıvırma sakın, o çöl ortasındaki yemyeşil bir bahçedir. O bahçeye layık bir bahçıvan olmak için her bitkinin sürekli bakıma ihtiyacı olduğunu unutma.
  • Kaybetmeyi ahlaksız bir kazanca tercih et. İlkinin acısı bir an, ötekinin vicdan azabı bir ömür boyu sürer. Bazı idealler o kadar değerlidir ki o yolda mağlup olman bile zafer sayılır. Bu dünyada bırakacağın en büyük miras dürüstlüktür.
  • Yılların geçmesine öfkelenme, gençliğe yakışan şeyleri gülümseyerek teslim et geçmişe.
  • Yapamayacağın şeylerin yapabileceklerini engellemesine izin verme. Rüzgar’ın yönünü değiştiremediğin zaman, yelkenlerini rüzgâra göre ayarla. Çünkü dünya karşılaştığın fırtınalara değil gemiyi limana getirip getirmediğinle ilgilenir.
  • Ara sıra isyana yönelecek olsan da hatırla ki evreni yargılamak imkansızdır. Onun için kavgalarını sürdürürken bile kendi kendinle barış içinde ol.
  • Hatırlar mısın doğduğun zamanları? Sen ağlarken herkes sevinçle gülüşüyordu. Öyle bir ömür geçir ki, herkes ağlasın öldüğünde, sen mutlulukla gülümse.
  • Sabırlı, sevecen, erdemli ol. Eninde sonunda bütün servetin sensin. Görmeye çalış ki bütün pisliğine ve kalleşliğine rağmen dünya, yine de insanoğlunun biricik güzel mekanıdır.

‘’Xanthos.”

XANTHOS in BRITISH MUSEUM…

Kent ilk defa 1838’de Charles Fellows tarafından keşfedildi. Antik kentteki tüm rölyefleri büyük mimari parçaları söken Fellows, bu parçaları Patara Limanı’na yanaşan savaş gemisine taşıyarak Londra’ya götürdü. Günümüzde British Museum’un Lykia salonunda Xanthos Antik Kenti’nden İngiltere’ye götürülen birçok eser sergilenmektedir.

Xanthos ‘un günümüzdeki silueti can yakacak kadar çıplaktır zira kentin en önemli iki yapısı şu an British Museum’da, dört duvar arasına hapsedilmiş, ait olduğu yerden koparılarak anlamı yitirilmiş şekilde sergileniyor. Bunların en ünlüsü, 3 Nereid Anıtı.

Nereidler, yani ‘tuzlu suların ruhları’, Ege Denizinde yaşayan 50 su perisine verilen isimdir. Efsaneye göre Nereidler denizin altındaki altın bir sarayda yaşarlarmış. Truva savaşının yarı-ölümlü kahramanı Aşil’in annesi de bir Nereid olan Thetis’ti.

Fotoğraf British Museum’dan, eser Anadolu topraklarından… Bir Likya kenti olan Xanthos ‘ta MÖ 4.yy’da oluşturulan eser, kentin Charles Fellows tarafından keşfedilmesi ile 19. yy’da Londra’ya getiriliyor. Müzenin Likya salonu gerçekten kalbimizi buruyor.

1988 yılında Unesco'nun Xanthos'u korumaya almasından sonra bizzat Unesco ingiltere'ye dava açarak kalıntıları geri talep etmiş ancak Sultan Abdulmecid'in mühürlü fermanı delil gösterilerek İngiltere tarafından kalıntıların iadesi yapılmamıştır.

Xanthos Antik Kenti

Adres : Kınık Mahallesi, Kaş, Antalya

Telefon : +90 (242) 238 56 88

Faks : +90 (242) 238 56 87

Ziyaret Saatleri

Yaz Dönemi: 08.30-19.30 (15 Nisan-2 Ekim)

Kış Dönemi: 08.30- 17.30 (3 Ekim-14 Nisan)

Tatil Günleri: Dini bayramların ilk günü öğlene kadar.




İLETİŞİM

satis@villaotelim.com
0216 455 20 75
Atatürk Mah. Ataşehir Bulvarı
    Gardenya 7/1 Daire: 1 İstanbul
Sitemizde anılan tüm fiyatlar, geçerli kartlar ile tek ödemede, en ucuz başlangıç fiyatlardır ve yeterli kontenjan olması durumunda geçerlidir.